22 Ağustos 2021 Pazar

OSMANLI SARAYI MUTFAĞI KİTABI-Yılmaz Parlar

 

 

  BİLİŞİM  MÜZİK MODA  SAĞLIK  GIDA  OTOMOTİV  EMLAKKİTAP  MAGAZİN  SİNEMA  KÜTÜR-SANAT  GÜNCEL




  


OSMANLI SARAYI MUTFAĞI

Her şefin her aşçının her yemek yapanın okuması gereken kitap…

İstanbul kalbindeki, turizmin göz bebeği Sultanahmet Küçük Ayasofya caddesi No 6’da  Bulunan Sultan Köşesi Restaurant-Hotel sahibi, araştırmacı yazar, gazeteci, Recep İncecik, 400 sayfayı aşkın Osmanlı Sarayı Mutfağı kitabını yazıyor.




İlk taş baskısı melceü't tabbahin adlı, basılan ilk yemek kitabından, Atatürk’ümüzün baş aşçısı yemek kitabına kadar çok geniş Osmanlı ve günümüz yemek kitap koleksiyonuna sahip Recep İncecik’in, Osmanlı Sarayı Mutfağı kitabın özgün sanatsal sayfaları sanatcı İsmet X Bilen tarafından tasarlanıyor.

Çok ilginç Koleksiyonda, Osmanlı dönemdeki yiyecek içecek mekanların envanteri olan kitabda verilen vergiler dahi mevcut. Günümüzde bırakın yiyecek mekanları sanayinin bile bir envanteri yok.



Yazar Recep İncecik Osmanlı Saray Mutfak konusunda bir otoriter,

Kitab, yemek sanatıyla birlikde, “Resim, günlük tutmanın başka bir yolu" diyen Pablo Picasso’nun Türkiye Pablo Picasso’su Uluslararası ünlü çok yönlü İsmet X Bilen, plastik resim sanatı ile birlikde heykeltıraşlık, mozaik ve duvar resimleri sanatlarınıda beraberinde icra eden dev sanatcının ara sayfalardaki resimlediği, özgün Osmanlı saray figürleri bütünleşiyor.

Yazar Recep İncecik Osmanlı Saray Mutfak konusunda bir otoriter, tüm tarifleri yıllarca yüzlerce deneyimlemiş gerçek ölçülerine erişmiş hem akademiye hemde endüstriye ışık tutacak feyz alınacak nitelikleri taşıyan duayen biri.

Aslında Osmanlı Saray Mutfak Gastronominin merkezi. Sunduğu şeyler sadece sizin damak zevkinize yönelik değil, temel olarak tüm duyularınıza (koku, görme, ses, dokunma) yöneliktir. Yenilikçi yemek pişirmesini gıda psikolojisi ile ilgilenen nörogastronomi adı verilen yeni ortaya çıkan yeni bir bilim dalı ile ilişkilendirebilirsiniz.




Vücudumuz aynı tadı kaydeder, ancak beynimiz farkı anlayabilir

Tat ve lezzet çok farklı iki şeydir: Tat, yalnızca beş unsurdan oluşan bir deneyimdir: tatlı, tuzlu, acı, ekşi ve ağızda kalan, boğazda bile hafif bir tat bırakan bir lezzete sahip umami.

Lezzet, aynı anda tattan daha geniş ve daha güçlü bir özelliktir; yemek yeme şeklimizi yaratmak ve kontrol etmek için duyularla ve onların ilişkili özellikleriyle hafıza, deneyim, nörobiyoloji birleşir.

Gıda üreticileri, doğuştan arzuladığımız yağ ve şeker yerine margarin ve yapay tatlandırıcılar gibi ikameler kullanarak, tat alma duyularımızı kandırarak bizi daha sağlıklı diyete yönlendirmeye çalışmak için yıllarını harcadılar. Vücudumuz aynı tadı kaydeder, ancak beynimiz farkı anlayabilir

Osmanlı Saray Mutfağı, beden yerine beyine odaklanarak yeme alışkanlıklarımızı farklı bir şekilde değiştirebileceğimizdir.

Bu neden önemli? yapay ikame maddelerinin çoğunun, orijinal üründen daha kötü olmasa da, aynı derecede zararlı olduğu ortaya çıktı.

Gerçek şeker, gerçek enerji, gerçek yağlar ve tuzlar ve tüm lezzet gamını kullanın, ancak daha düşük miktarlarda, sonucun tadını güzelleştirecek ve beyne gerçek enerji sinyalleri göndererek hem psikolojik hem de fiziksel olarak tatmin edici bir deneyim yaratacak şekildedir. Ses, görüntü ve sıcaklık gibi şeyler de zihnimizin tatları nasıl algıladığını etkiler. 

Her kariyerde, zanaatı geliştirmek ve yeni beceriler geliştirmek önemlidir  Mutfak sanatlarında en iyi şefler sürekli öğreniyor ve büyüyor, kendi alanlarındaki en iyi kitapları ve literatürü okuyorlar.



Osmanlı saray Mutfağı kitabında bunları bulacaksınız.

Yemeklerinize baharat karıştırmak gibi uygun pişirme tekniklerini öğrenmek ve ardından pratik yapmak önemli olsa da, öğrenme yolculuğunuz tencere ve tavaların ötesine geçmelidir. Okumak ve sürekli eğitim, mutfak sanatlarında ustalaşmak ve en iyi şef olmak için eşit derecede önemli bileşenler olmalıdır.

Osmanlı saray Mutfağında bunları bulacaksınız. İşte kütüphanedeki bilginizi genişletecek en iyi şef kitabı. Bu gerçek lezzetle nasıl pişirileceğini anlamak için eksiksiz bir kitap. 

Bu kitap, malzemelerin birbirleriyle nasıl etkileşime girdiği ve doğru sıcaklığın önemi gibi pişirme konusunda bilimsel bilgiler sunuyor. Pişirmenin arkasındaki bilimi daha iyi anlamak istiyorsanız, teknik jargona takılmadan, bu muhtemelen okuyacağınız en erişilebilir ve kullanışlı şef kitabıdır.

Mutfak sanatları çalışmanız ömür boyu sürecek bir öğrenme yolculuğuna dönüşmelidir. Sektörü ve potansiyelini daha iyi anlamanın yoludur.



5.500 metre kareyi aşan, duvar resim çalışmaları olan Ressam  İsmet XBilen

Sultan Köşesi restaurantdaki konsepte uygun, 5.500 metre kareyi aşan, duvar resim çalışmaları olan İsmet XBilen ressam tarafından restauranta  yapılan duvar resimleri, sosyal, kültürel ve turizme ekonomik faydaların yanı sıra pozitif ruh sağlığına olumlu olarak katkıda bulunuyor. Resimlerle betimlenen, yapılan Osman saray figürü grafiti çalışmalar, sanata ve yaratıcı ifadeye erişilebilirliği sunuyor. Böylelikle, Sultan Köşesi restaurant Mekanına benzersiz, atmosfer kazandırmış.

Kitaplar bizim zenginliğimiz, maneviyatımız ve en değerlerimizdir. Kitaplar olduğu sürece bir geleceğimiz var demekdir.

Bilgilendirici bir derlemenin yanı sıra, kitapla ilgili en iyi şeylerden biride, Recep İncecik’in sadece yiyecekler ve tarifler üzerinde çalışması değil, aynı zamanda Sarayın kültürel açıdan zengin yaşam tarzınıda yansıtmasıdır.

Kısacası, yemek kültürü hakkında daha fazla bilgi edinmek için yemek yapmayı seven herkesin okuması gereken bir kitap.  

yilmazparlar@yahoo.com


11 Temmuz 2021 Pazar

Görkemli Düğün ve BDU-Yılmaz Parlar

 

  BİLİŞİM  MÜZİK MODA  SAĞLIK  GIDA  OTOMOTİV  EMLAKKİTAP  MAGAZİN  SİNEMA  KÜTÜR-SANAT  GÜNCEL




  


Görkemli Düğün ve BDU


Ankara ve İstanbul protokolun hazır bulunduğu,  Yüksek Mimar Burak Alp Soysal ve Eczacı Aslıhan Çetin çiftin üst düzey elit düğününde BDU ‘da protokolde yerini aldı.



Mevcut dijital devrim yalnızca İnternet teknolojileriyle sınırlı değil. Her ortamda varlığını hissetdiriyor. En ince detayına kadar düşünülmüş muhteşem halkla ilişkiler çalışmasıyla organize edilen harika düğünde açık mekana rağmen hijyenik koşullarda gerçekleşmesinin göstergeside nikah şekeri yerine antibakteriyel temizleyici el losyonların verilmesiydi,


Uzayın sonsuzluğuna uçurulan sevgi balonlar eşliğinde, muhteşem konukların ve üst düzey nikah tanıklığıyla kıyılan nikahda sorulan ‘Eş olarak kabul ediyormusunuz’ sözcüğüne çıkan her iki çok güçlü evet sesleri deniz dalgaların nağmeleriyle birlikde berrak gökyüzünde yakınladı. Tüm dudakları gülümsetdi.


En kışkırtıcı şarkı ve danslardan oluşan bir palet,. gençlerin aşkı herkesi inanılmaz neşe ve mutluluk duygularıyla doldurdu.



Ekonomik işbirliği ve Diplomatik koalisyon vizyonu olan, yönetim üyelerinden Başkan Musa Karademir Başkan yardımcısı Musa Soysal, Bursa temsilcisi Yavuz Uzun Kuveyt temsilcisi Nalan Özkan ve Tahir Baş yönetim üyesinin hazır bulundğu Uluslararası iş İnsanları ve Diplomatlar Birliği (BDU),  yeni sosyal ve ekonomik dönüşümlerin oluşmasıyla, küresel ticaretin geliştirilmesi ve dünya barışının korunması temel amaçlı yapıya sahip.


Teknolojiye erişim rekabet gücünün anahtarıdır


Hızla değişen bir dünyada, devletler, şirketler, insanlar her alanda dönüşüm yaşanıyor. Ülkeler teknoloji üstünlüğü için rekabet ediyor. Teknoloji, ana jeopolitik silah haline geldi.

Devam eden ekonomik büyümeyle 1,2 milyarlık nüfus artışıyla birleştiğinde  2025 yılına kadar enerji, gıda ve su kıtlığına yol açılacağı uzamanlarca açıklandığı gibi, Bu dönemdeki sonuçları anlamanın anahtarı, yeni teknolojilerin ortaya çıkma hızı olacaktır. İşde bu küresel değişimlerde aktif rol almanın oyuncusu olarak çözüm odaklı varlık gösterme amaçlı kurulan BDU çok önemli bir kuruluş.  

yilmazparlar@yahoo.com 

2 Temmuz 2021 Cuma

GastroShow Fuar 2021-Yılmaz Parlar

 

  BİLİŞİM  MÜZİK MODA  SAĞLIK  GIDA  OTOMOTİV  EMLAKKİTAP  MAGAZİN  SİNEMA  KÜTÜR-SANAT  GÜNCEL




  


Hiperaktif Fuar GastroShow  


Turizm Medya Grubu ve Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) ortaklığıyla 28-30 Haziran’da İstanbul Kongre merkezinde gerçekleştirilen Ace of M.İ.C.E Exibition Gastro Show 2021 fuar standlarını ziyaret ederken söyleşide yaptık.



“7 Şehir, 7 Bölge, 7 Ülke” mottosuyla yaklaşık 160 katılımcının fuar standları birbirinden değişik keyifli bilgi donanımlı sonderece hiperaktifdi.

 

Peynir Sektörün Duayen uzmanı üreticisi İlhan Koçulu sektöre ilgisizlikden çok dertli.

 

Geleneksel peynirlerimiz "Anadolu'nun öksüz çocukları" diye başlıyor söze İlhan Koçolu “Gastronomi turizminin, bölgedeki deniz fenerleri.

Bu tanımlamayı eskiden daha çok kullanıyordum. Son 4-5 yılda yerel-geleneksel peynirlere artan bir ilgi var, bundan da çok memnunum. Bu tabiri kullanırken amacım bu peynirlerin ne kamu ne de üreticiler tarafından sahiplenildiğini vurgulamaktı.” 



Yani sahipsizmi sorumuza, Koçulu, “Yerel peynir çeşitlerinin sahipsizliğini vurgulamak için böyle diyorum yani. Özellikle 2004 yılından sonra peynir üretimi için endüstriye üretim için tasarlanmış gıda standartları geleneksel küçük mandıracılara da uygulandığında, birçok peynir imalatçısının üretim izin belgesi alamaması, geleneksel peynirlerin marketlerde satışına izin verilmemesi gibi etkenlere dikkat çekmeyi amaçlıyorum.”




İlerleme varmı ?


“Son yıllarda artan ilgiyle yeni yasal düzenlemeler de yapıldı. Ancak marjinal üretim gibi düzenlemelerin peynir çeşitliliğimizi korumak ve yaşatmak için yeterli olduğunu düşünmüyorum. Bugün artık bu peynirleri sahiplenme süreçlerinin başladığını söyleyebiliriz, ama özgün ve özel peynirlerin lokasyonları, değerlendirilmesi, ekonomik potansiyelinin yanı sıra toplumsal ve kültürel hayattaki rollerine dair çok eksiğimiz var.”


-Coğrafi işaret nasıl bir değer yarattı?


“Kars Kaşarına coğrafi işareti 2015 yılında aldık. Kars ve Ardahan eski kaşar peyniri coğrafi işaret öncesinde %80 gibi yüksek oranlarda eylül-ocak ayları arasında tercih edilen bir peynirdi. Coğrafi işaret ile birlikte mera sütünden gelen farklılığıyla Kars Kaşarının beslenmedeki önemi tüketiciler tarafından daha iyi fark edildi. Üreticiler de mera sütünün elde edildiği mayıs-ağustos arası dönemdeki üretime daha çok önem verdiler. Kars Kaşarı Coğrafi İşareti, Kars ve Ardahan’da üretilen kaşar peynirinin özelliklerini ortaya koydu. Coğrafi işaret hem meralarda otlayan ineklerin verdiği sütün değerini hem de bu sütün sulu haşlama, elle yoğurma, çardaklarda bir aya yakın bekletme gibi geleneksel yöntemlerle işlenmesinin değerini arttırdı.”





- Türkiye’de genel olarak coğrafi işaretlerin denetimi ne şekilde oluyor?


“Üreticilerin örgütlülüğü gibi sorunlar var. Yine de bu süreçte Kars ve Ardahan’da süt üreticileri ve peynir imalatçılarının bu değerlere dair farkındalığı arttı. Bu iki il dışında üretilen ama Kars Kaşarı olarak satılan peynirlere karşı coğrafi işaretin sağladığı kolektif hak kullanılmaya çalışılıyor.”


-Burada Boğatepe Gravyerini görüyorum, bahsedermisiniz.


“Kars Kaşarı coğrafi işaretinin yanı sıra yaptığımız çalışmalar sonucu Boğatepe Gravyeri 2015’te Slow Food Hareketinin Presidia ürünleri arasına alındı. Bu belgeyle uluslararası alanda bu peynirin çok özel bir üretim olduğu tanınmış oldu. Bu tanınırlık Boğatepe Gravyerinin fiyatını yükselttiği gibi köydeki süt üretiminin, meralardaki biyolojik çeşitliliğin ve yaklaşık 150 yıllık bu peynircilik kültürünün köylüler, üreticiler ve tüketiciler tarafından daha iyi tanınmasını sağladı. Bu anlamda coğrafi işaret ya da presidium gibi belgelere sadece markalaşma ve ticari değer arttırma perspektifiyle bakmayı çok eksik bulduğumu, hatta bu süreçlere ciddi zararlar verebileceğini düşündüğümü belirtmek isterim.” 



-Bu belgelerin amacı?


“Bu belgelerin öncelikli amacı yereldeki biyolojik ve kültürel çeşitliliği, ekolojik koşulları ve bu koşulların içinde uzun yıllar içinde şekillenmiş gıda üretim kültürlerini korumak, yaşatmak olarak tanımlanmalıdır. Dolayısıyla yaratılan değer de sadece ekonomik değildir; elbette bu belgeler sütün ve peynirin fiyatını arttırmak, süt üreten çiftçinin, peyniri yoğuran ustanın adilce kazanmasına destek olur. Ama daha da önemlisi yerelde o lezzeti ortaya çıkaran doğal ve toplumsal koşulların korunmasını ve yaşatılmasını sağlar bu belgeler;  ortaya çıkan değer de bu farkındalığın kazanılması, yerel değerlerin sahiplenilmesi, peynirlerin kültürel taşıyıcılar olarak kabul edilmesi, adilce üretiminin devamının için gerekli koşulların sağlanması gibi meseleleri de kapsar.”


-Türkiyede Geleneksel peynir üretimini koruma ? ;


“Türkiye’de küçük mandıralar da büyük oranda endüstriyel süt ve peynir fabrikalarıyla aynı yasal düzenlemelere tabi durumdalar. Örneğin gıda kodeksinin yaptığı gıda güvenliği tanımların bazıları ahşap ekipman, bakır kazan ya da çiğ sütten peynir yapmak gibi süreçleri yasaklayabiliyor. Bu konularda bazı genelgeler ya da yönetmelikler yayınlandı. Ancak bunlar genelde çok sınırlı ya da marjinal üretim olarak tanımlandı, satış yapma hakkı kısıtlandı. Elbette bu adımlar önemlidir, örneğin Anadolu’nun kadim bir geleceği olan hayvan derisinden yapılan tulumlarda peynir üretmenin yasal olmadığı zamanlardan artık belli kriterlerle bu peynirlerin sağlıklı olduğunun ve üretiminin satışının yapılabileceği bir anlamda tanınmış oldu.” 





-Yeterli oldu mu?

“Yine de geleneksel peynir üretiminin korunması için gıda güvenliği ile geleneksel üretim arasındaki ilişkinin daha derinlikli araştırılması ve esneklikler sağlanması gerekmektedir. Peynir üretiminde mandıracılar, peynir ustaları ve bilim insanları arasındaki ilişkiler çok önemlidir. Bu nedenle Türkiye’de son yıllarda girişimler artmakla beraber, kamunun tarım birimlerinde ve üniversitelerin Ziraat, Veterinerlik, Süt Teknolojisi ya da Gıda Mühendisliği gibi bölümlerindeki kadroların süt üreticileri ve peynir imalatçılarıyla yakın ilişkiler kurabildikleri, brilikte düzenli ve sistematik çalışmalar yapabileceği imkanların sağlanması çok önemlidir.”


-Kooperatifleşme konusunda ne diyorsunuz? 


“Bir diğer zorluk coğrafi işaret gibi belgelerin kullanımında da görüldüğü üzere süt üreticisi ve peynir imalatçılarının kooperatif ya da birlik gibi demokratik yapılar üzerinde örgütlenmesinin zayıf olmasıdır. Bu bir yandan üretimin kaydının tutulması, piyasaya sürülen peynirlerin menşelerinin takip edilebilirliği gibi konularda zorluklar yaratıyor. Bir yandan da üreticilerin kendi iradeleri ve kararlarıyla ortak hareket etmeleri zorlaşıyor. Örneğin olgunlaştırma depoları kurarak peynirlerin değerlerini ve lezzetlerini arttırmaları ya da büyük yabancı şirketlere muhtaç olmadan tüm yerel üreticilerin kullanımına açık özgün starter kültür üretmeleri ya da sağlıklı olmasına rağmen mevzuata uymayan konularda ilgili kamu otoritelerine durumu açıklayabilmeleri yerel-geleneksel peynir üretiminin korunması, yaşatılması ve geliştirilmesi için çok önemli olabilir.”


-Dayanışma turizmi uygulamanız ?


“Biz Fransa merkezli kurulan bir dernek olan daha sonra uluslararası bir ağa dönüşen TAMADI Dayanışmacı Seyahat Ağı’nın bir parçasıyız. Son 3 yıldır bu ağın Yönetim Kurulunda yer alıyoruz. 2009 yılında TAMADI bünyesinde başlattığımız dayanışmacı yolculuk teması Boğatepe’de bizim turizme yaklaşımımızı da şekillendirdi diyebilirim. Kısaca anlatmak gerekirse bu seyahatler gezilmek istenen yerde yaşayan insanların kendi örgütlenmelerini önceliklendiriyor ve gezginlerin yerel dernekler gibi örgütlerle işbirlikleri içinde seyahat etmelerini sağlıyor. Gelen misafirlerin programı tamamen dernek tarafından tasarlanıyor, dernekteki köylüler yerellerini en iyi anlatabilecek faaliyetleri programa koyuyor.” 


Hizmeti istenen seviyede yapabiliyormusunuz?


“Gezginler Türkiye’ye geldiklerinde uçak yerine trenle Kars’a ulaşıyorlar. Kars’ta da mümkün olduğunca toplu taşıma araçlarını ya da yerelde yaşayan insanların kullandıkları araçları kullanıyorlar. Örneğin yaylaya traktör üzerinden gidiyorlar. Öte yandan Boğatepe köyünde kalınan 1 hafta kimi zaman 10 günlük zamanda gezginler köylülerin evlerinde kalıyorlar, hem evin gündelik işleyişine yardımcı oluyorlar hem de köydeki hayatı deneyimleme fırsatı buluyorlar. Kaldıkları evde yemek ve konaklama için belirlenen adil ücretleri doğrudan evin kadınına ödüyorlar. Her seyahatin sonunda gezginlerin ödedikleri paraların köylü kadınlar, yerelde yardımcı olan köylüler, ulaşım gibi kalemlere nasıl harcandığını şeffaf olarak raporlaştırıyoruz. Kısacası bizim dayanışmacı turizmden anladığımız gelen misafirlerin tüketmek üzere değil üretime katılmak, paylaşmak üzere geldikleri; kültürel etkileşimin ön planda olduğu, yerelin değerleri ve beklentileriyle gezginlerin arzularının adilce biraraya getirildiği bir turizm anlayışı diyebilirim.”


Gerçekden bravo .Köy hakkında bilgi verirmisiniz?


“Boğatepe (Büyük ve Küçük Boğatepe olmak üzere iki köy olarak) 1980 öncesinde Kars’ın en önemli süt ve peynir üretim merkezlerinden biri olarak çok canlı ve kalabalık bir köydü. 1980 sonrasında bölgenin çok göç vermesinin, Türkiye’nin özellikle doğusunda kırsal alanda yaşanan boşalmanın da etkisiyle insan ve hayvan nüfusunun hızla azaldığı, 2000 yılına gelindiğinde süt ve peynir üretiminin neredeyse durma noktasına geldiği bir köy haline geldi. 2000 yılında köy minibüsünün talihsizce kazasıyla köyde 23 kişi hayatını kaybetti. Bu kaza birçok evin kapanmasına ve kalanların önemli bir kısmının da köyden göçmesine sebep oldu. Ben de o cenazeyle köye geri dönme karar verdim. 2000 yılından itibaren Boğatepe de dahil olmak üzere Kars’ın 10 kadar  köyünde çalışmalar yaptık. 2007 yılında Boğatepe’de kurulan derneğimiz öncesinde yapılan bu çalışmaların temelinde yükselmiştir diyebilirim. Geçen yaklaşık 15 yılda geçimlik bostanlar kurmaktan tıbbi ve aromatik bitkilerin kullanımına, hayvan ve insan sağlığından iletişime, peynir tadımlarından sosyal medya kullanımına birçok konuda eğitim ve atölye çalışmaları yaptık. Bizim öncelikli amacımız köydeki sosyal ve kültürel hayatı yeniden canlandırmak, başta kadınlar olmak üzere köyde yaşayanların aidiyet duygularını geri kazanmalarını sağlamak ve çocuklarına yaşanabilir bir yer bırakmalarına destek olmaktı. Ekonomik gelir yaratmak ikinci hatta üçüncü plandaydı, yaptığımız diğer çalışmaların uzun vadede özellikle de kadınlar için ek bir ekonomik gelir yaratmasını elbette önemsedik ancak asıl önceliğimiz kadınların hali hazırda verdikleri emeklerin görünür olmasını sağlamak ve  kendi yaşamlarını daha sağlıklı ve ekolojik sürdürmelerini sağlarken köydeki kültürel hayatın da zenginleşmesine katkı vermekti. Son birkaç yılda köyde yapılan akademik çalışmalar da bizim kendi derneğimiz içinde yaptığımız sohbetler de köyden göçün durduğunu, hatta birçok ailenin geri dönerek tersine bir göçün yaşandığını, insanların dışardan gelen gezginlerle tanışmaktan çok memnun olduğunu, kadınların söz hakkının ve görünürlüğünün arttığını, rakım yüksek olmasına rağmen köylünün kendi tüketimi için küçük bostanlar ektiğini, köyün arazisindeki zengin bitki çeşitliliğinden, tıbbi ve aromatik bitkilerden başta kendi yaşamlarını iyileştirmek için daha fazla faydalandığını ortaya koyuyor.”


 Zavot ve peynir müzesisin gastronomik turizmdeki katkısı ?


“Ekomüze Zavot yaşayan bir peynir müzesi olmayı hedefledi. Köyde 1900’lerin başında İsviçreliler tarafından inşa edilmiş eski bir mandıranın alt katındaki sabit sergi alanımızın yanı sıra gezici bir sergi oluşturduk. Peynircilik üzerine sözlü tarih araştırması ve Kars Ardahan kırsalındaki yerel peynir çeşitlerini ortaya çıkaran, tarifleri kayıt altına alan ve kimi kaybolmaya yüz tutmuş peynirlerin üretimini canlandırmayı hedefleyen çalışmalar yaptık. Özellikle Kars Kaşarı Coğrafi İşaret süreçlerinde peynir tadım etkinlikleri düzenledik. Tüm bu çalışmalar Kars’ta turizmin gastronomi ayağı için çok önemli bir yer tutan peynircilik kültürüne, bu kültürün tarihine, ekolojik ve toplumsal boyutlarına önemli katkılar yaptı. 2017’den bu yana Kars’a artan turistik ilginin önemli bir parçası ekomüzeyi ziyaret etmek ve yapılan çalışmalar hakkında bilgilenmek oldu. Bundan dolayı çok mutlu ve gururluyuz. Bugün Kars’ın merkezinde de bir peynir müzesi açılmak üzere. Ekomüze Zavot’un peynir müzeciliği ve zengin peynir kültürünün korunarak geleceğe taşınmasında katkı yapmaya devam etmesi için çalışıyoruz.”


Peynir rotası çalışmalarınız?


“Erzurum Atatürk Ünüversitesi- kafkas Ünüversitesi-kars ticaret odası- Boğatepe çevre ve yaşam derneğ anadolu efes desteği ile 

Ardahan ve Karsta  yerel geleneksel peynirlerin üretildiği köyleri kapsayan , turizmi de yeni ve farklı destinasyonlar geliştirerek 

Hem yerel pey çeşitlerini yaşatmak  gende köylerdeki üreticilere Turizim gelirleriyle destek olmak aracıyla yapılan projedir.”


Malatya standında mahalli çalgıcılar yöre müziğini dinletirken ziyaretciler halay çekerek özlem giderdiler. Çok eski yerel yemeklerin lezzeti ustası Zeki saygı’nın tadımlıkları kuyruk oluşturdu. Valilik Halkla İlişkiler İbrahim Kılıç’da tüm ziyaretcilerle ayrı ayrı ilgilendi.


Staras Wedding standında dev led ekranlarda Doğum günü evlilik nişan vs etkinliklerde özel tasarımla birlikde adınız yazılıyor. 


İBB Beltur A.Ş. Dondurma ikramında bulundu Eray Kılıç ve şef Şenol Özbay konuklara bilgiler aktardılar.


İzmir Belediyesinin Alanında her birim kendi üniteleri hakkında bilgiler aktardılar. Ziyaretcilere ikramlarla tanıtımlarını zenginleştirdiler.

Gastronomi Turizm Derneği Başkanı Gürkan Boztepe davet etdikleri Protokolu fuar alanını gezdirdi Bilgiler verdi


yilmazparlar@yahoo.com


22 Mayıs 2021 Cumartesi

Ali Babacan İhanet mi Etdi?-Yılmaz Parlar

   BİLİŞİM  MÜZİK MODA  SAĞLIK  GIDA  OTOMOTİV  EMLAKKİTAP  MAGAZİN  SİNEMA  KÜTÜR-SANAT  GÜNCEL




  


Ali Babacan İhanet mi Etdi?

Yoksa Demokrasi gereği vicdani iç sese kulak vererek hür özgür irade mi kullandı?

“Türkiye 5 Yıl kaybetdi” demesiyle Türkiye bekası gereği biyoetik davranış mı gösterdi…

Programa konuk olarak katıldığı, bir televizyon kanalında 2018 seçimlerinde geçmiş dönem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Başkanlık adayı söz konusu edildilği konuda çalışma içerisinde olduğu sorusu üzerine; çalışmanın merkezinde olduğu anlamındaki sözü, bir gazetede İhanet olarak değerlendirilmesi, aslında iftira niteliğinde iddiadır. Kasıtlı ve asılsız suç yüklemedir, kara çalmadır.



Zamanında bilinmesi sakıncalı görülen, bitkin konu haline gelen gerçeği saklamaktan vazgeçip açık yüreklilikle açıklaması veya açıklanmaması göreceli olarak değerlendirebilir. Gizli kapılar arkasında olmasını isteyenler veya şeffaflık isteyenler olabilir.

Ancak bu gazeteci arkadaşımızın ahlaki argümanı analiz etme, formüle etme, kasıtlı girişimi, yargılaması, ağır kelime kullanması tüm Dünya basınından kırık not olur.

Nitekim en gözde yerli yabancı pek çok medya tarafından sadece haber kısmı aktarılmıştır. Bir yargılama yapmamışlardır. Doğrusuda budur.

Sözcük anlamına bakıldığında, ihanet, hıyanet, hain aynı kefede bulunan kelimelerdir. Kutsal sayılan şeylere el uzatma, kötülük etme veya karşı davranma ifadeleridir.

İhanet dar tanımlanmasına rağmen öfke için yaygın olarak kullanılır. Terimi bu kadar yersiz bir şekilde kullanmak insanları itibarsızlaşmaya çalışmak basının görevi değildir. Nasıl kullanılmasına dikkat etmek gereklidir. Nefret söylemi ve damgalama basın mensubuna yakışmaz.

Ancak bu bir başkanlık seçimi ve bir partiye değil bir kişiye oy veriliyor. Başkanlık seçimi kişisel bir seçimdir. Kişi ve görüşleri başkan seçilir.

Bazen insanlar, kıstırılması çok zor olan kökleşmiş görüşlere sahiptir. Başka bir partinin bir üyesinin başka bir partinin temsilcisini desteklemesi veya onun ifadelerini takip etmesi, lobicilik yapması partiden ayrılması veya parti içinde başka bir adayı desteklemesi fenomen değildir

Pek çok ülkelerde parti değiştirmek yaygın bir siyasi davranıştır. Bir başkasının saflarına katılmak için partisinden ayrılan tanınmış çok sayıda politikacılar vardır.

Seçim yaklaştıkça başkanlık oyu daha büyüleyici hale geliyor. En büyüleyici olanı, yandaşların koşuşturmasıdır.

Oysaki Babacan Aynı parti kuruluşunda kilit isim olan Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı yapmış kaliteli alternatif Abdullah Gül için çalışmada bulunmuş.

Zamanında, Abdullah Gül’ün , Parti başkanlık adayı olarak Necmettin Erbakan’ın karşısında medeni cesaret göstererek aday olması çeşitli ithamlara maruz kaldğında benzersiz sakin uslubuyla “Ben böyle düşünmüyorum, demokrasinin gereği iyi işleyişi göstergesi anlamında aday oluyorum dediği gibi,  Alternatif ile gelen aday kişilerin kendilerini sorgulama fırsatı verdiği kadar halka seçme tercih şansı verir. Hizmetin verimliliği artar. 


yilmazparlar@yahoo.com

24 Ocak 2021 Pazar

“Zulmet” le Röportaj

  BİLİŞİM  MÜZİK MODA  SAĞLIK  GIDA  OTOMOTİV  EMLAKKİTAP  MAGAZİN  SİNEMA  KÜTÜR-SANAT  GÜNCEL




 


“Zulmet” le Röportaj

Cinsiyetler arası şiddet sorununa ilişkin değişen bir bakış açısını çağrıştıran karanlık anlama gelen sözcük zulmet, Tv dizi ve sinema oyuncusu Derya Şen’in “Zulmet” isimli şarkısı.



“Derya Şen Oyunculuk atölyesinde” şarkı lansman sonrası Derya Şen ile Zulmet şarkısı hakkında söyleşi gerçekleştirdik. Verdiği mesajlarla çok yankı getirecek şarkı... Üstün performansıyla benzeriz yorumla dile getirdiği “Zulmet” şarkı aslında Zulmetme diye haykırıyor…

Genelde, cinsel saldırı, aile içi şiddet, partner istismarı, cinsel taciz, çocukların istismarı, kısaca “interseksüel şiddetin sorunları” diyeceğimiz tüm bu farklı sorunlar, bazı tür erkeklerin çözmesine yardım ettiği kadınların sorunları olarak görüldü ama bu kurgu erkeklerinde sorunları olduğu görüşünü paylaştık. 

Cinsiyetler arası şiddetin kadınlar için bir sorun olduğu söylenir, “kadın sorunları” ifadesini, görmezden gelme eğilimindeyiz. Sanki beynimizde bir tür mikro devre tetikleniyor ve sinir yolları "kadının sorunları" ifadesini duyduğumuzda dikkatimizi başka bir şeye çeviriyor. Bu arada, "cinsiyet" kelimesi için de aynı şey oluyor, çünkü "cinsiyet" kelimesini duyan birçok kişi bunun kadın anlamına geldiğini düşünüyor. Bu nedenle, cinsiyetler arası meselelerin kadın meseleleriyle aynı olduğuna inanıyorlar. Cinsiyet kelimesiyle ilgili bazı karışıklıklar var.

Yani baskın grup, egemenliği hakkında düşünmeyi rahatsız eder.  Çünkü bu, güç üstünlüğün temel özelliklerinden biridir, kendine dikkat çekmeme becerisidir. Bu, egemen sistemlerin varoluş ve kendi kendini yeniden üretme yollarından biridir, İç gözlem eksikliği, aslında, ilk başta bizi ilgilendiren konuları tartışırken büyük ölçüde görünmezlik, bunun ev içi taciz için nasıl çalıştığı, erkeklerin merkezinde bulundukları konudan bu kadar uzaklaşması şaşırtıcı. 

Derya şen zulmet şarkısının yorumu için; “kalplerimizin sıcak nezaket ışınlarına sarılması çok önemli” olduğunu da vurguluyor. “Sevinçle, anlatılmaz minnettarlıkla, ruhumda parlak ve sıcak bir hisle size kalbimin derinliklerinden söylüyorum” diyor ve kadınlara yönelik,  “Bizler kadar güçlüysek, destek gücümüzü arttırır.  Zorluklar biriktiğinde ve nefes almaya izin vermediğinde temiz hava soluğu gibidir.” Şeklinde açıklama getiriyor..Şarkı ağırlıksız gibi görünsede sıcak ve dostça bir kucak gibi ısıtıyor bizleri.

Dark’n dark müzik yapımın söz ve müzik Derya Karaman’ait olan Emrah Menteş’in aranjmanlığını üstlendiği, Derya Şen’in seslendirdiği “Zulmet” isimli şarkıyla, sanatçı, bu dünyada yaşayan ve yaşamış olan herkesin ruhlarına bakıyor, acımızı görüyor ve bize acıyor, klip finalinde gözyaşlarını döküyor.


yilmazparlar@yahoo.com






9 Ocak 2021 Cumartesi

3.Kadın Girişimcileri Destekleme Zirvesi Ödülleri verildi

     

 

3.Kadın Girişimcileri Destekleme Zirvesi Ödülleri verildi


Başarılı kadınlara ödül yağdı


İş hayatında birçok başarıya imza atan, sosyal sorumluluk alanında ilklere imza atan kadınlar 3.Kadın Girişimcileri Destekleme Zirvesi ve Ödül Töreni’nde bir araya geldi. Üreten ekonominin içinde olan, toplumdaki algının değiştirilmesi ve örnek olabilmek adına ödüllendirilen kadınlar, güçlerini bu önemli zirvede bir kez daha gösterdi.


Başarı hikayeleriyle ilham veren kadınların deneyimlerini paylaştığı Kadın Girişimcileri Destekleme Zirvesi, ‘Yeni Normalde Kadın ve Dayanışma’ ana teması ile İş Sanat Kültür Merkezi’nin ev sahipliğinde 6 Ocak 2021 Çarşamba günü gerçekleştirildi. Ana sponsorluğunu Arnica’nın üstlendiği, Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği (YAPDER) ve Çevre Doğa ve Tarihi Dokuyu Koruma Derneği (ÇEVDO-DER) tarafından organize edilen zirvenin sunuculuğunu Celal Toprak ile Seda Çelik üstlendi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle ve İş Bankası tarafından desteklenen Kadın Girişimciliğine Destek Zirvesi ve Ödül Töreni’nde 25 kategoride 25 kadına ödül verildi.



“BİRLİKTE el ele vermemiz gerekiyor”


Açılışta konuşan Arnica Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer, “Günümüzde sanayiden bilime kadar pek çok alanda girişimci kadınlarımızı görüyor ve gurur duyuyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde, bizim topraklarımızın kadını kadar üstün bir gayret, azim ve dayanışma içinde olan bir millet yoktur. Bu gayret ve dayanışma örneği, kendi milletini kurtuluşa ve zafere götürmüştür. Bireysel olarak çok çalışmak ve yükselmek toplumumuz için yeterli gelmemektedir. Sistemimizi daha yukarı taşımak ve çağdaş bir seviye getirmek için BİRLİKTE el ele vermemiz gerektiğine inanıyorum” diye konuştu.


“Yeni Normalde Kadın ve Dayanışma” paneli gerçekleşti 


Moderatörlüğünü Sibel Palacıoğlu'nun üstlendiği ‘Yeni Normalde Kadın ve Dayanışma’ konulu panelde Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder, Tezmaksan Robot Otomasyon Teknolojileri İcra Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Aydoğdu Özer, Sistem Reklam Şirketler Grubu Genel Müdürü Özge Peker ve Wediacorp CEO ve Kurucusu & YouTube Resmi İş Ortağı Funda Şen bir konuşma gerçekleştirdi. 



Türkiye’nin yazılımda ilk 3 firmasından birisi, kadın girişimciliğinin önünü açıyor 


Türkiye’nin inovasyon liderleri arasında yer alan Uyumsoft’un, yazılımda ilk 3 firmadan birisi olduğunu ifade eden Uyumsoft Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder, şunları söyledi: 

“25. yılımızda 250’nin üzerindeki dijital uzmanımız ve 1.000’i aşkın iş ortağımız ile yerel ve global 40 binin üzerindeki müşterimizin “Uçtan Uca Dijital Dönüşümüne” rehberlik ediyoruz. Ülkemizin en büyük 500 şirketinin yaklaşık %80’ne hizmet veriyoruz ve Türkiye ekonomisinin %10’una etki ediyoruz. Ar-ge ve inovasyon odaklı bir şirket olduğumuz için, krizler sırasında da büyüyerek ve güçlenerek yolumuza devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl Covid-19 olmasına rağmen ciddi bir büyüme gerçekleştirdik ve bu yıl %40’ın üzerinde bir büyüme hedefliyoruz. İçinde bulunduğumuz dönem, firmaların tek başlarına değil, ekosistemleri ile birlikte iş yapabileceği bir dönemdir. Geleceğe hazır olabilmenin koşullarından birisi “ekosistem” mücadelesidir. Uyumsoft olarak ekosistemimizde yer alan iş / çözüm ortaklarımızın sayısı artırıyoruz. İş dünyasında çok sayıda kadın girişimci var. Başarı hikayeleri yazıyor. Biz Uyumsoft olarak, kadın çalışanlarımızın ve kadın girişimciliğinin önünü açmak için çok çalışıyoruz. Uyumsoft çalışanlarının %56’sı kadın. %51 ise Teknik (Mühendis, Yazılımcı Kadınlardan oluşuyor.) Şirketimizin yönetim ve beyin takımını yine kadınlardan oluşuyor. İş ve çözüm ortaklarımız arasında kadın patron / yöneticilerle başarılı çalışmalara imza atmayı sürdürüyoruz’” dedi. 

Tezmaksan Robot Otomasyon Teknolojileri İcra Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Aydoğdu Özer, “Biz kadınlara pozitif ayrımcılık yapılan bir şirketteyiz. Babam Mustafa Aydoğdu bu yolu açtı. Genel müdürü, üretim müdürü ve kalite müdürünün kadın olduğu bir şirketimiz var. Ve çok başarılıyız” dedi.

Dijital reklamcılıkla ilgi gelişmeleri anlatan Sistem Reklam Şirketler Grubu Genel Müdürü Özge Peker kadınların bu alanda da çok başarılı olacaklarını örnekler vererek aktardı.

Wediacorp CEO ve Kurucusu & YouTube Resmi İş Ortağı Funda Şen’in Youtube ilgi ilgili verdiği bilgiler herkesin çok ilgini çekti.

Panelin sonunda Jüri Başkanı Dilek Çapanoğlu’nun konuşmasının ardından ödül törenine geçildi . 


İşte Ödül Alan En Başarı Kadınlar  


-Fark Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahu Serter - Başarılı Rol Model Kadın Ödülü

-Mask1 Gıda Pazarlama Müdürü Amine Asena Özer- En Genç Kadın Girişimci Ödülü

-Bee’o Kurucusu ve Genel Müdürü Aslı Elif Tanuğur Samancı - İnsana Değer Katan Girişimci Ödülü

-Veribilim Yazılım San.Tic.Ltd.Şti. Kurucu Ortak Duygu Sarı - Kadın Girişimciliği İnovasyon Ödülü

-Little Caesars Genel Müdürü Banu Arıduru - Başarılı Yönetici Ödülü

-Dedeman Hotels & Resorts International Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Banu Dedeman - Turizmde En Başarılı Kadın Girişimci Ödülü

-Kayseri Sanayi Odası Meclis Üyesi Berna Gözbaşı - Anadolu’da Fark Yaratan Girişimci

-Microsoft Grup Pazarlama Müdürü Çiğdem Kayalı - Kadınlara Dijital Destek Ödülü

-TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitü Müdürü Doç. Dr. Burcu Özsoy - Liderlik Ödülü

-İBB Raylı Sistem Daire Başkanı Doç. Dr. Pelin Alpkökin - Topluma Katkı Sağlamak

-Migros Kalite ve Çevre Yönetimi Direktörü, ÇEVKO Vakfı İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Grubu Üyesi Dr. Hülya Günay - Çevre Ödülü

-Aloparca.com Kurucusu Ebru Özülkü - Ufuk Açan Yeni Girişimciler

-OTİAD Yönetim Kurulu Üyesi Eda Arpacı - Modada Girişimcilik Ödülü

-KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Emine Perviz Erdem - STK Lideri Ödülü

-Hepsiburada Chief People & Culture Officer Esra Beyzadeoğlu - Teknoloji ile Hayatı Kolaylaştırma Ödülü

-Taç Porselen Yönetim Kurulu Üyesi Esra Kuştemir - Sosyal Girişimcilik Ödülü

-Tezmaksan Yönetim Kurulu Üyesi ve TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Üyesi Fatma Aydoğdu – Büyük Ödül

-Techopscenter Genel Müdürü Işık Tazeler - Gençlere Destek Ödülü

-Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton - Önderlik Ödülü

-ALZ Grup A.Ş. Kurucu Ortağı ve TOBB Avrupa Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı - Yurtdışında Kadın Girişimciliği Temsil Ödülü

-Köy Koop İzmir Başkanı Neptün Soyer - Dayanışmacı Girişimcilik Ödülü

-Opet Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk - Sosyal Sorumluluk Ödülü

-İstanbul Vakfı Genel Müdürü Perihan Yücel - İyilik Ödülü

-Tepar Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sultan Tepe - Sanayide Üreten Kadın

-Seger Korna Genel Müdürü Tülin Tezer - Fayda ve Değer Yaratan


Kadın Girişicileri Destekleme Zirvesi Jüri Üyeleri


İsmail Gülle, Şükrü Genç, Ali Kılıç, Ali Rıza Polat, Sevgi Atalay, M.Tevfik Dinçer, Ayşegül Sünbül, Mehmet Önder, Çiğdem Antlı, Ayşe Hasol Erktin, Dilek Çapanoğlu, Esra Özden, Günseli Özen, Can Sezen, Fügen Toksü, Doğan Ufuk Güneş, Sibel Palacıoğlu, Prof.Dr.Melahat Dönmez, Habibe Çiftçi, Elif Attepe, Neşecan Çekici, Serpin Alparslan, Muammer Ömeroğlu, Zuhal Gözüküçük, Senur Akın Biçer, Aydın Ağaoğlu, Bahattin Durmuş, Necdet Buzbaş, Kenan Yavuz, Muhammed Şahin, Gaye Donay, Tamer Pala, Nil Yıldızalp, Seda Akbay, Mücella Tarhan, Şenay Sezgin, Cüneyt Tansu Demir, Fatma Denizci, Oylum Tala, Uyanış Tuğtaş Bayar, Lale Güngör, Sevda Yılgaz,Gönül Yıldırım, Nuri Kalyoncu, Hatice Bozdağ, Işıl Arıdağ, Ayşen Laçinel, Ayşe Pehlivaner, Adem Akkaya, Saadettin Çay, İlker Altun, Recep Erçin, Hüseyin Öztürk, Cemile Kuzu, Dilek Özcanlı Uslu, Banu Karamuk, Aslı Erinç, Mete İmer, Talip Bayram, Seven Yılmaztürk, Emel Elik, Atilla Üstündağ, Melek Çubuk, Türkan Kaya, Belma Ünal, Hakkı Sağlam, Serhat Dükel,  Emine Çelik, Gündüz Üç, Banu Şahin


yilmazparlar@yahoo.com

27 Aralık 2020 Pazar

Haklarını Biliyormusun Tüketici

    

 Haklarını Biliyormusun Tüketici

Tüketici çıkarlarının savunucusu olarak hareket ederek, tüketicileri korumak, haklarını bilgilendirmek, eğitmek amaçlı tüketici refahını artırmaya ve tüketicileri kendilerini korumaları için güçlendirmeye kararlı yeni bir dernek, Tüketici Diyaloğu Merkezi (TÜDİYAD) kuruldu.




Yönetim Kurulu Başkanlık görevini, Avrupa Ekonomi Senatosu Türkiye-Ortadoğu Başkan Yardımcısı, Alipour Group Strateji ve İş Geliştirme Direktörü Musa Karademir’in üstlendiği Tüketici Diyaloğu Merkezi (TÜDİYAD) adil bir pazarda güvenli ve sürdürülebilir tüketime yönelik tüketiciyi iyileştirme çabasında güvenilir ses olarak faliyetlerini sürdürecekdir. 

Kurucuları, kendi alanlarında yetkin ve uzman kişilerin gönüllü olarak oluşturduğu,  “Geçmişin Birikimi, Geleceğin Güveni” sloganıyla sivil toplum hayatına katılan TÜDİYAD, sivil toplum kuruluşu bir formda, kar amacı gütmeyen bir yapıda olup, tüketicilere yönelik iletişim yoluyla özel sektör, medya ve hükümet gibi diğer paydaşlarla ağ kurarak diyaloğ sağlıyacakdır.

Sürdürülebilir tüketim kavramını dikkate alarak tüketici çıkarları odaklı olarak adaleti desteklemek faaliyetleriyle, işlevleri proaktif, yapıcı ve azimle yerine getirmek niyetinde olan TÜDİYAD’ın Yönetim Kurulu Başkanı Musa Karademir, dernek hakkında “Sivil toplum kuruluşlarının, politika üretmeye katkı sağlaması önemlidir. Evrensel tüketici haklarının korunmasında, geliştirilmesinde ve güçlendirilmesinde, kurucular kurulu olarak, üzerimize düşen vazifeyi yerine getirmek için çaba harcayacağız. Biz, şeffaflığı, hesap verebilirliği, kaliteyi, mükemmelliği, iyi yönetişim odaklılığını, sürdürülebilirliği, öz değerler olarak görmekteyiz. Şeffaflık ve hesap verebilirlik günümüz dünyasında çok önemlidir.  Şeffaflık; var olan bir bilginin açık toplum anlayışı kapsamında, kamuoyu ile paylaşılmasıdır.  Hesap verebilirlik de şeffaflığın tamamlayıcı olan bir kavramdır.Şeffaf kurumlar, kamuoyunun bilgi edinme özgürlüğüne açıkça cevap verebilen yapılardır. Yasal bir zorunluluk olmamakla beraber, kamuoyunu bilgilendirmeyi, toplumumuzun geleceği için yaptığımız faaliyetlerimizi ve finansal gelir-giderlerimizi “kamuoyuna” sunmanın, sosyal ve toplumsal bir görev olduğunun bilincindeyiz. Ayrıca, diğer paydaş ve bileşenler olan dernekler, federasyonlar ve konfederasyonlarla da sıkı işbirliği içinde olacağız. Avrupa Birliği ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla sürekli iletişim kuracağız. Başta AB fonları olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışı diğer hibe ve fonlardan yararlanarak, farklı projeler üreteceğiz. En önemli projelerimizden biri de“Birey-Toplum Stratejik Haklar Merkezi-TOHMER” olacaktır. TOHMER ile güçlü ve farkındalık yaratacak olan bir “tüketici ekosistemi” oluşturmayı hedefliyoruz. Bu ekosistem de tüketime konu olan evrensel tüm konular olacaktır ve tüketici haklarının korunmasında çalışan diğer tüm STK’lar, üniversiteler, sendikalar, barolar, dürüst üreticiler bir arada, etkin işbirliği ve güç birliği içerisinde hareket edecektir. Toplumu kucaklayan, sorunlara çözüm odaklı yaklaşan, önceliği birey olan bir sivil toplum kuruluşu olarak, sorun-çözüm odağıyla hareket etmeyi hedeflemekteyiz.” Şeklinde dernek faliyetlerini özetledi 




Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bengü Bilik  de yaptığı açıklamasında “Tüketici haklarının korunması, geliştirilmesi ve tüketicilerin kendilerini koruyabilmeleri için gerekli bilinç düzeyini oluşturmayı amaçlıyoruz. Ayrıca rekabet hukuku alanında ve rekabetin korunması ve tüketici lehine oluşan haksız rekabetin giderilmesi için gerekli çalışmaları yapacağız. Tüketici haklarının birey ve toplumun genel haklarının korunması konusunda da mücadele edeceğiz.”dedi

Kişisel verilerin gizliliğini koruyarak temel değerler şemsiyesi altında tüketici uyuşmazlıklarının önlenmesi ve arabuluculuk yapılması, tüketicilerin kültür ve haklarını öğrenmek ve kendilerine yardımcı olma yeteneklerini geliştirmek için gençler, yaşlılar ve yeni göçmenler dahil olmak üzere toplumun çeşitli katmanlarına yönelik eğitim programları, söyleşiler, sergiler, eğitimler ve atölyeler düzenli aralıklarla gerçekleşecekdir.

Tüketicinin sesini ve ağını temsil etmek, insan haklarına saygı talebi, doğası gereği ahlaki değerlere dayanır. İnsanlık onuru için çok önemlidir. İnsan hakları olmadan insan potansiyeli tam olarak gerçekleştirilemez. İnsan hakları basitçe bu anlayışı bireysel seviyeden kitkesel topluma aktarır. 

İnsan hakları kavramının temelini oluşturan iki temel değer vardır: birincisi insan onuru ve ikincisi eşitliktir.  Bu anlayış evrensel olarak kabul edilmektedir. Uluslararası toplum, 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni kabul ederek insan haklarını korumaya olan sarsılmaz bağlılığını çoktan ilan etti. Stratejik haklar, ihtiyaç duyulan insan hakları konularında toplumun eğitilmesine yardımcı olur.  

Saygın tüketicinin koruyucu örgütü olan TÜDİYAD dernek, bağımsız ulusal, kar amacı gütmeyen, gönüllülük temelli bir kuruluştur. Güvenlik hakkı, Dinlenme hakkı, tazminat hakkı, Tüketici eğitimi hakkı, Sağlıklı bir çevre hakkı vs.gibi daha bir çok haklar konusunda öncelikli ele alacağı stratejik konularda çalışmalarını sürdürecekdir. 

TÜDİYAD Kurucular Kurulu

Musa Karademir (Yönetim Kurulu Başkanı), Bengü Bilik (Yönetim Kurulu Başkan Yrd.), Yılmaz Parlar (Yönetim Kurulu Başkan Yrd.), Işıner Güngör (Genel Sekreter, Halis Yılmaz (Kurucu Üye),Burhan Otçu (Kurucu Üye), Serpil Sabaz (Kurucu Üye), Nilgün Cengiz (Kurucu Üye), Dilek Türkmen (Kurucu Üye), Erinç Aşıcıoğlu (Kurucu Üye)


yilmazparlar@yahoo.com