14 Ağustos 2026 Cuma

İTO Ağustos 2026 Meclis Toplantısı-Yılmaz Parlar

 

 İTO Ağustos 2026 Meclis Toplantısı

İTO Ağustos Meclis Toplantısı’nda Ekonominin Yol Haritası Gündemdeydi

 Avdagiç, “Enflasyonu düşürürken üretim kapasitemizi korumalıyız”

İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) Ağustos 2026 Meclis Toplantısı, 13 Ağustos Perşembe günü gerçekleştirilirken, toplantının ana gündemini Türkiye ekonomisinin önündeki yeni dönem, üretim kapasitesinin korunması, ihracatın sürdürülebilirliği ve reel sektörün finansmana erişimi oluşturdu.

İTO’dan Ekonomiye Net Mesaj

13 Ağustos 2026 tarihli İTO Ağustos Meclis Toplantısı’ndan çıkan temel mesaj, dezenflasyon sürecinin korunurken üretim, yatırım, ihracat ve istihdamın da hedefli politikalarla desteklenmesi gerektiği yönünde oldu.

Avdagiç’in açıklamaları, eylül ayında güncellenmesi beklenen OVP açısından iş dünyasının önceliklerini de ortaya koyarken, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde “enflasyonu düşürürken üretim gücünü kaybetmeme” hedefiyle hareket etmesi gerektiğine işaret etti.

İTO Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, ekonomide dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini belirtirken, aynı zamanda yüksek finansman maliyetlerinin üretim üzerindeki baskısının azaltılmasının önemine dikkat çekti.

Avdagiç’in değerlendirmelerinin merkezinde, eylül ayında güncellenmesi beklenen Orta Vadeli Program’da (OVP) üretimi korumaya yönelik hedefli ve seçici finansman mekanizmalarının geliştirilmesi önerisi yer aldı.

“Türkiye’nin yeni ekonomik politikası, enflasyonu düşürmek ile üretimi korumak arasında bir tercih yapmak arasında sıkışamaz. İkisini aynı anda gerçekleştirecek seçici, hedefli ve etkili araçlar üretmek zorundayız.”

OVP İçin “Hedefli Üretim Koruma Politikası” Önerisi

Avdagiç, yeni OVP’nin yalnızca enflasyonla mücadele perspektifiyle değil, Türkiye’nin üretim gücünü ve ihracat kapasitesini koruyacak bir anlayışla şekillendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İTO Başkanı, burada söz konusu olanın genel bir kredi genişlemesi ya da yeniden enflasyon yaratabilecek bir talep artışı olmadığının altını çizerek, üretim, yatırım ve ihracat kapasitesini koruyacak seçici finansman modellerine ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

Bu yaklaşımın, dezenflasyon hedefinden taviz vermeden reel sektörün ihtiyaçlarına cevap verebilecek yeni bir ekonomik denge oluşturması amaçlanıyor.

İş Dünyasından OVP’ye 5 Başlıkta Finansman Önerisi

Avdagiç, yeni dönemde uygulanabilecek finansman politikalarının beş temel başlık üzerinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

1. Üretici ve ihracatçıya uzun vadeli finansman

İhracatçı ve üretici firmaların uzun vadeli, sürdürülebilir ve öngörülebilir finansman kanallarına erişiminin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Avdagiç, Eximbank ve benzeri mekanizmaların yalnızca mevcut ihracatçılara değil, ihracat potansiyeli bulunan üreticilere de daha geniş biçimde ulaşması gerektiğini söyledi.

2. Yatırım kredisi ile işletme sermayesi ayrılmalı

Avdagiç’in ikinci önerisi, yatırım kredileri ile işletme sermayesi kredilerinin birbirinden ayrılması oldu.

Teknoloji yatırımı yapan, ihracat kapasitesi oluşturan ve ithal girdiyi azaltan yatırımlar için daha uzun vadeli ve daha uygun maliyetli finansman imkanlarının oluşturulması gerektiğini belirtti.

3. Kur–enflasyon dengesine ihracatçı açısından bakılmalı

İTO Başkanı, ihracatçıların maliyet baskısının giderek arttığına dikkat çekerek, döviz dönüşüm desteğinin daha etkili hale getirilmesi gerektiğini savundu.

Kur ile enflasyon arasındaki farkın ihracatçı üzerindeki maliyet baskısını artıran bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini belirten Avdagiç, ihracat rekabetçiliğinin korunmasının önemine işaret etti.

4. Üretim ve istihdam üzerindeki yükler yeniden değerlendirilmeli

Vergi ve sosyal güvenlik yükleri konusunda üretim yapan ve istihdam sağlayan işletmelere yönelik seçici düzenlemelerin gündeme alınması gerektiğini belirten Avdagiç, özellikle yüksek istihdam sağlayan ve ihracat yapan sektörlerde maliyet artışlarının istihdam kaybına dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.

5. İthalat politikası sanayi politikasıyla birlikte ele alınmalı

Avdagiç’in beşinci önerisi ise ithalat politikasına ilişkin oldu.

Türkiye’nin üretmediği kritik girdilerde maliyetleri aşağı çekebilecek bir gümrük rejimine ihtiyaç bulunduğunu belirten Avdagiç, yerli üretim kapasitesinin bulunduğu alanlarda ise haksız rekabetin önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti.

“Temel Sorun Dezenflasyon Değil, Üretim Kapasitesinin Maliyeti”

İTO Başkanı Avdagiç, sıkı para politikasının enflasyonla mücadelede önemli bir dengeleme sağladığını kabul ederken, bu politikanın reel sektör üzerindeki maliyetinin giderek daha görünür hale geldiğine dikkat çekti.

Yüksek faizlerin işletme sermayesi maliyetlerini artırdığını ve özellikle KOBİ’lerin finansmana erişiminde sorunların devam ettiğini belirten Avdagiç, ekonomik politikanın üretim ayağının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Avdagiç’e göre Türkiye açısından kritik mesele, yalnızca dezenflasyonun gerçekleştirilmesi değil, dezenflasyon sürecinin üretim kapasitesi üzerindeki maliyetinin kontrol altında tutulması.

Emek Yoğun Sektörlere Özel Uyarı

Tekstil, hazır giyim, mobilya, metal ve makine gibi emek yoğun sektörlerde yüksek finansman maliyetlerinin firmaların fiyat rekabetini zorlaştırdığını belirten Avdagiç, bu sektörlerde kapasite kaybının önlenmesi gerektiğini söyledi.

“Bu sektörlerde kapasite kaybı yaşanmasına hem bugünümüz hem de yarınımız için izin vermemeliyiz.”

Türkiye’nin ihracat gücünün yalnızca dış talebe değil, içerideki üretim kapasitesine, maliyetlere ve finansman koşullarına da bağlı olduğuna dikkat çeken Avdagiç, üretim tabanının korunmasının stratejik önem taşıdığını vurguladı.

Kısa Vadede Dezenflasyon, Orta ve Uzun Vadede Rekabet Gücü

Avdagiç, Türkiye ekonomisinin önündeki temel denklemin giderek daha belirgin hale geldiğini belirterek, kısa vadede dezenflasyon programının korunması gerektiğini; ancak orta ve uzun vadede üretim kapasitesinin ve ihracat rekabetçiliğinin kaybedilmemesi gerektiğini ifade etti.

İTO Başkanı’nın mesajı, ekonomi politikasında iki hedefin birlikte yürütülmesi gerektiği noktasında yoğunlaştı:

Enflasyonla mücadele ve üretim gücünün korunması.

Avdagiç, Türkiye’nin klasik ekonomik kalıplara sıkışmadan kendi çıkış yolunu oluşturabilecek ekonomik birikime ve kapasiteye sahip olduğunu belirterek, iş dünyasının ekonomik politikalarda atılacak yeni adımların hızlandırılmasına yönelik beklentisini de ortaya koydu.

yilmazparlar@yahoo.com

ITO  August 2026 Assembly Meeting

ITO August Assembly Meeting Focuses on Türkiye’s Economic Roadmap

Avdagic, “We Must Fight Inflation While Protecting Production Capacity”

The August 2026 Assembly Meeting of the Istanbul Chamber of Commerce (ITO) was held on Thursday, August 13, with Türkiye’s economic outlook, the protection of production capacity, sustainable exports and access to finance for the real sector among the main topics on the agenda.

ITO’s Clear Message to Economic Policymakers

The main message emerging from the August 13, 2026 ITO Assembly Meeting was that Türkiye should continue its fight against inflation while simultaneously supporting production, investment, exports and employment through targeted economic policies.

Avdagiç’s remarks also highlighted the expectations of the business community ahead of the anticipated September update to the Medium-Term Program.

The strategic objective can be summarized in one sentence:

Reduce inflation — but do not sacrifice Türkiye’s production capacity and export competitiveness in the process.

ITO Chairman Şekib Avdagiç emphasized that the disinflation process should continue decisively, while also stressing the need to reduce the pressure that high financing costs are placing on production.

At the center of Avdagiç’s remarks was a proposal for the Medium-Term Program (MTP), expected to be updated in September, to introduce targeted and selective financing mechanisms aimed at protecting production.

“Türkiye’s new economic policy cannot be trapped between the choice of reducing inflation and protecting production. We must develop selective, targeted and effective instruments that achieve both simultaneously.”

A “Targeted Production Protection Policy” for the New MTP

Avdagiç stressed that the new MTP should not focus solely on combating inflation, but should also protect Türkiye’s production strength and export capacity.

He emphasized that the proposal does not mean a return to broad-based credit expansion or demand stimulus that could reignite inflation. Instead, he called for selective financing models designed to protect production, investment and export capacity.

The objective is to establish a new economic balance that supports the real sector without compromising the disinflation strategy.

Five Financing Priorities for the Business World

Avdagiç outlined five areas that he believes should form the basis of financing mechanisms under the new economic framework.

1. Long-Term Financing for Producers and Exporters

He called for stronger, sustainable and predictable financing channels for exporting and manufacturing companies.

According to Avdagiç, institutions such as Eximbank should reach not only existing exporters but also manufacturers with export potential.

2. Separate Investment Loans from Working Capital

Avdagiç also proposed separating investment financing from working-capital loans.

He argued that technology investments, projects that create export capacity and investments reducing dependence on imported inputs should have access to longer-term and more affordable financing.

3. A More Effective Exchange Rate Mechanism

Another key issue was the pressure faced by exporters as costs rise.

Avdagiç called for more effective mechanisms to balance the exchange-rate and inflation dynamics, arguing that foreign-exchange conversion support should become more meaningful and help protect export competitiveness.

4. Targeted Support for Production and Employment

Avdagiç also called for selective measures concerning tax and social-security burdens on companies that produce and employ workers.

He particularly emphasized the need to prevent rising costs in employment-intensive and export-oriented sectors from turning into job losses.

5. Import Policy Should Support Industrial Strategy

The fifth proposal concerned import policy.

Avdagiç argued that Türkiye should adopt customs policies that reduce the cost of critical inputs not produced domestically, while preventing unfair competition in sectors where domestic production capacity already exists.

“The Main Problem Is Not Disinflation, but Its Cost to Production Capacity”

Avdagiç acknowledged that tight monetary policy has provided an important balancing effect in the fight against inflation.

However, he warned that the cost of this policy for the real economy is becoming increasingly visible.

High interest rates are increasing working-capital costs, while access to finance remains a significant challenge, particularly for SMEs.

According to Avdagiç, the critical issue for Türkiye is not simply achieving disinflation, but controlling the rising cost of the disinflation process on production capacity.

Warning on Labor-Intensive Industries

Avdagiç also highlighted the pressure faced by labor-intensive sectors such as textiles, ready-to-wear, furniture, metal and machinery.

High financing costs are making it increasingly difficult for companies in these sectors to compete on price, he noted, warning that capacity losses must be prevented.

“We must not allow capacity losses in these sectors, both for our present and our future.”

He stressed that sustainable exports depend not only on external demand, but also on Türkiye’s domestic production capacity, cost structure and financing conditions.

Disinflation in the Short Term, Competitiveness in the Long Term

Avdagiç stated that the economic equation facing Türkiye is becoming increasingly clear.

In the short term, the country must preserve the disinflation process. In the medium and long term, however, Türkiye cannot afford to lose production capacity or export competitiveness.

The central message of his remarks was therefore clear:

Türkiye must fight inflation without weakening its production base.

Avdagiç also underlined that Türkiye has the economic experience and capacity to develop its own path without becoming trapped within conventional economic models.

yilmazparlar@yahoo.com

12 Ağustos 2026 Çarşamba

BULTÜRK’ten Tarihe Hafıza Köprüsü-Yılmaz Parlar

  

BULTÜRK’ten Tarihe Hafıza, Geleceğe Barış Mesajı

Türk Dünyasının Acıları Belgeler, Kitaplar ve Belgesellerle Gelecek Kuşaklara Aktarılıyor

Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK), Türk dünyasının farklı coğrafyalarında yaşanan acıları, zorunlu göçleri, kültürel kayıpları ve insan hakları ihlallerini tarihî hafıza perspektifiyle ele alan çalışmalarıyla dikkat çekiyor.

Derneğin kitap, sempozyum, konferans, araştırma ve belgesel çalışmaları, geçmişin unutulmaması kadar geleceğin daha barışçıl bir anlayış üzerine kurulmasına yönelik önemli bir sivil toplum örneği ortaya koyuyor.

2003 yılında kurulan BULTÜRK, Bulgaristan Türklerinin tarihini, kültürünü ve kimliğini yaşatmanın yanı sıra Türkiye ile Bulgaristan arasında siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel bir köprü olmayı amaçlıyor. Dernek, Türk Dünyası ile gönül bağlarını güçlendirmeyi ve tarihî mirası yeni nesillere aktarmayı temel çalışma alanları arasında görüyor.

Geçmişi Hatırlamak, Geleceği İnşa Etmek

BULTÜRK’ün çalışmalarında dikkat çeken en önemli yaklaşım, tarihî acıların yalnızca geçmişin yaraları olarak görülmemesi.

Dernek tarafından hazırlanan “Türk Dünyasında Soykırımlar” adlı eser; farklı coğrafyalarda yaşanan acıları, sürgünleri, etnik temizlikleri, zorunlu göçleri, kültürel asimilasyonları ve insan hakları ihlallerini ele alıyor. 70’i aşkın yazarın katkılarıyla hazırlanan çalışmada Balkanlar, Kafkasya, Kırım, Ahıska, Kerkük, Kıbrıs, Doğu Türkistan, Çuvaşistan, Gagavuz Yeri, Sekeller ve Trakya gibi farklı bölgelerde yaşanan tarihî süreçler disiplinlerarası bir bakış açısıyla inceleniyor.

Bu çalışmaların taşıdığı anlam yalnızca geçmişte yaşananları anlatmak değil; aynı acıların yeniden yaşanmaması için tarihî hafızayı canlı tutmak.

Geçmişin acılarını hatırlamak, kin üretmek zorunda değildir. Aksine tarihî gerçekleri bilmek; toplumların birbirini daha iyi anlamasına, insan haklarının değerinin kavranmasına ve gelecek kuşakların daha barışçıl bir dünya kurmasına katkı sağlayabilir.

Soykırımların hafızası, barışın vicdanına dönüşebilir.

BULTÜRK’ün yaklaşımında tarih, geleceğe karşı bir hesaplaşma aracı olmaktan çok geleceği daha doğru kurabilmenin hafızası olarak öne çıkıyor.

“Türk Dünyasında Soykırımlar” Kitabı ve Sergisi

BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk ile gerçekleştirilen söyleşide de derneğin bu çalışmasının önemi öne çıktı.

BULTÜRK tarafından hazırlanan “Türk Dünyasında Soykırımlar” kitabının tanıtımı ve sergi açılışı 27 Haziran Cumartesi günü Bayrampaşa BAYGEM Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Programa Bulgaristan’ın önceki dönem Tarım ve Orman Bakanı İvan Hristanov, Bayrampaşa Belediye Başkan Vekili İbrahim Akın, Azerbaycan’dan Sosyal Stratejik Çalışmalar ve Analitik Araştırmalar Merkezi Başkanı İlgar Hüseynli ve Başkan Vekili Farhad Gashamli ile çok sayıda davetli katıldı.

Türk dünyasının farklı bölgelerinde yaşanan tarihî olaylara ilişkin belgeler ve görsel materyaller de ziyaretçilerin ilgisine sunuldu.

Rafet Ulutürk’ün Öncülüğünde Güçlü Bir Sivil Toplum Çalışması

BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk, derneğin tarih, kültür, araştırma ve sivil toplum faaliyetlerini bir arada yürüten anlayışında önemli bir rol üstleniyor.

Derneğin kuruluşundan bugüne gerçekleştirdiği yüzlerce konferans, panel, seminer, kültürel etkinlik ve uluslararası toplantının yanı sıra yayın faaliyetleri de dikkat çekiyor.

2013 yılında kurulan Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezi ile çalışmalarını bilimsel zemine taşıyan BULTÜRK, çok sayıda kitap, araştırma ve akademik çalışma ortaya koydu.

Rafet Ulutürk’ün yönetimindeki BULTÜRK’ün çalışmalarında yalnızca geçmişin anlatılması değil, Türk Dünyası arasında bilgi, kültür ve dayanışma bağlarının güçlendirilmesi hedefleniyor.

Aysu Akbaş’ın Çalışmaları

BULTÜRK Genel Sekreteri Aysu Akbaş da derneğin yayın, konferans, araştırma ve kültürel projelerinde aktif rol üstlenen isimlerden biri olarak öne çıkıyor.

“Türk Dünyasında Soykırımlar” kitabının editörlüğünü yapan Akbaş, farklı coğrafyalardan gelen çalışmaların bir araya getirilmesinde önemli görev üstlendi.

Bu çalışmalar, BULTÜRK’ün yalnızca etkinlik düzenleyen bir yapı olmadığını; araştırma, yayıncılık, eğitim ve kültürel hafıza alanlarında da uzun soluklu faaliyet yürüttüğünü ortaya koyuyor.

“Kırcaali Efsanesi” ile Tarih Gençlerle Buluşuyor

BULTÜRK’ün tarihî hafıza çalışmalarının önemli ayaklarından birini de “Kırcaali Efsanesi” belgeseli oluşturuyor.

“Rumeli’ye Geçiş Konferansı ve Kırcaali Efsanesi Belgesel Gösterimi” projesi kapsamında Türkiye'nin farklı şehirlerinde 50’yi aşkın lisede binlerce öğrenciyle buluşuldu. Bursa, Çanakkale, Kırklareli, Tekirdağ, Kütahya, Bilecik, Sakarya ve Kocaeli gibi şehirlerde öğrencilerle tarihî ve kültürel bilgiler paylaşılırken belgesel gösterimleri gerçekleştirildi.

Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi'ndeki programlarda da yüzlerce öğrenciyle bir araya gelindi.

Bu yönüyle proje, tarihî bilgilerin yalnızca kitaplarda kalmaması; gençlerin geçmişlerini öğrenerek geleceğe daha bilinçli bakmaları açısından önem taşıyor.

BULTÜRK’ten Bir İlk: Türk Cumhurbaşkanı Adayı Sali Şaban

BULTÜRK’ün Türk Dünyasına yönelik çalışmalarındaki en dikkat çekici adımlardan biri de Bulgaristan’da bir Türk’ü Cumhurbaşkanı adayı göstermesi oldu.

Dernek, 2011 yılında Sali Şaban’ı Cumhurbaşkanı adayı göstererek, Türk toplumunun siyasi temsil ve demokratik katılım alanında önemli bir ilke imza attı.

BULTÜRK kaynaklarında bu adaylığın Bulgaristan tarihinde bir Türk Cumhurbaşkanı adayının seçimlere katılması açısından önemli bir dönüm noktası olduğu ve yaklaşık 50 bin oy aldığı belirtiliyor.

BULTÜRK açısından bu girişim yalnızca bir seçim çalışması olarak görülmüyor. Bulgaristan Türklerinin siyasi, ekonomik ve kültürel haklarının güçlendirilmesi, demokratik süreçlere daha etkin katılması ve kendi geleceği üzerinde söz sahibi olması yönündeki çalışmaların önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bu yönüyle Sali Şaban’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı, BULTÜRK’ün yalnızca kültürel faaliyetler gerçekleştiren bir dernek olmadığını; gerektiğinde siyasi temsil, demokratik katılım ve toplumsal farkındalık alanlarında da sorumluluk üstlendiğini gösteren önemli örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

Birleştiren ve Kucaklayan Bir Anlayış

BULTÜRK yönetiminin çalışmalarında dikkat çeken temel mesajlardan biri de ayrıştırıcı değil, birleştirici bir anlayışın vurgulanması.

Dernek, siyasi görüşü, düşüncesi veya sosyal konumu ne olursa olsun Türk milletinin ortak değerleri etrafında buluşan herkese kapısını açık tutuyor.

Bu yaklaşım; ayrıştırmak yerine birleştirmek, ötekileştirmek yerine kucaklamak ve geçmişten güç alarak geleceğe yürümek üzerine kuruluyor.

Tarih unutulmasın; ancak tarih yeni düşmanlıkların gerekçesi de olmasın.

Yaşanan acıların belgelenmesi, mağdurların hatırasının yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması; insanlığın ortak vicdanını güçlendirecek bir bilinç oluşturabilir.

Yılmaz Parlar’a BULTÜRK’ten Başarı Plaketi

BULTÜRK’ün Türk Dünyasına yönelik çalışmalarının bir başka anlamlı yansıması ise basın ve medya alanında Türk Dünyasının tanıtımına yönelik çalışmalar yapan Yılmaz Parlar’a başarı kupa plaketinin takdim edilmesi oldu.

Etkinliğe katılamaması nedeniyle plaket, 11 Ağustos 2026 Salı günü BULTÜRK’ün Aksaray’daki dernek ofisinde Genel Başkan Rafet Ulutürk tarafından kendisine takdim edildi.

Bu buluşmada gerçekleştirilen söyleşide BULTÜRK’ün farklı coğrafyalardaki Türk topluluklarının tarihini, kültürünü ve yaşadığı sorunları gündeme taşıyan çalışmalarına da değinildi.

Tarihî Hafıza Geleceğe Işık Tutsun

BULTÜRK’ün çalışmaları üzerinden ortaya çıkan en güçlü mesajlardan biri şu:

Geçmişi bilmek, geçmişte yaşamak değildir.

Acıları hatırlamak, yeni acılar üretmek anlamına gelmez. Aksine yaşananları doğru belgelerle ortaya koymak; mağdurların hatırasına saygı göstermek, insan haklarının değerini anlamak ve gelecek nesillere daha barışçıl bir dünya bırakmak için önemli bir sorumluluktur.

Türk Dünyasının farklı coğrafyalarında yaşanan sürgünler, göçler ve insan hakları ihlallerinin belgelenmesi, yalnızca bir topluluğun değil, insanlığın ortak hafızasının korunmasına yapılan bir katkı olarak değerlendirilebilir.

BULTÜRK’ün kitapları, konferansları, araştırmaları ve “Kırcaali Efsanesi” gibi belgesel çalışmaları bu hafızayı genç kuşaklarla buluştururken, ortaya konulan temel yaklaşım geçmişten geleceğe uzanan bir köprü kuruyor.

Unutmamak; kin için değil, aynı acıların bir daha yaşanmaması için.

Ve tarihî hafızanın en değerli amacı belki de tam olarak budur:

Geçmişin acılarından geleceğin barışını inşa edebilmek.

yilmazparlar@yahoo.com

BULTÜRK Sends a Message of Historical Memory for the Past and Peace for the Future

The Suffering of the Turkic World Is Being Passed on to Future Generations Through Documents, Books and Documentaries

The Bulgarian Turks Culture and Service Association (BULTÜRK) is drawing attention with its work addressing the suffering, forced migrations, cultural losses and human rights violations experienced in different regions of the Turkic world from the perspective of historical memory.

Through its books, symposiums, conferences, research projects and documentaries, the association is not only preserving the memory of the past but also presenting an important civil society example aimed at building a more peaceful understanding of the future.

Founded in 2003, BULTÜRK aims to preserve the history, culture and identity of Bulgarian Turks while also serving as a political, economic, social and cultural bridge between Türkiye and Bulgaria. Strengthening ties with the Turkic World and transferring historical heritage to future generations are among the association’s principal areas of activity.

Remembering the Past, Building the Future

One of the most significant aspects of BULTÜRK’s work is its approach to historical suffering—not simply as wounds of the past, but as part of a collective memory that can contribute to a more peaceful future.

The association’s work titled “Genocides in the Turkic World” examines suffering, forced migration, ethnic cleansing, cultural assimilation and human rights violations experienced in different geographical regions. Prepared with contributions from more than 70 authors, the work examines historical developments in regions including the Balkans, Caucasus, Crimea, Ahıska, Kirkuk, Cyprus, East Turkestan, Chuvashia, Gagauzia, the Székely region and Thrace from an interdisciplinary perspective.

The purpose of these studies is not simply to recount past suffering, but to keep historical memory alive so that the same tragedies are not repeated.

Remembering suffering does not necessarily mean producing hatred. On the contrary, understanding historical realities can help societies understand one another better, strengthen awareness of human rights and enable future generations to build a more peaceful world.

The memory of genocides can become the conscience of peace.

For BULTÜRK, history is presented not primarily as an instrument of confrontation with the future, but as a memory that can help build the future more wisely.

“Genocides in the Turkic World”: Book and Exhibition

During an interview with BULTÜRK President Rafet Ulutürk, the importance of the association’s latest historical memory project was also highlighted.

The presentation and exhibition opening of BULTÜRK’s book “Genocides in the Turkic World” took place on Saturday, June 27, at the Bayrampaşa BAYGEM Mehmet Akif Ersoy Cultural Center.

The event was attended by former Bulgarian Minister of Agriculture and Forestry Ivan Hristanov, Bayrampaşa Deputy Mayor İbrahim Akın, İlgar Hüseynli, President of the Center for Social Strategic Studies and Analytical Research in Azerbaijan, Vice President Farhad Gashamli and numerous guests.

Historical documents and visual materials concerning events in different regions of the Turkic world were also presented to visitors.

A Strong Civil Society Initiative Under Rafet Ulutürk’s Leadership

BULTÜRK President Rafet Ulutürk stands out as a leading figure in the association’s approach, which brings together history, culture, research and civil society activities.

Since its establishment, the association has organized hundreds of conferences, panels, seminars, cultural programs and international meetings, alongside its publishing activities.

With the establishment of the Bulgarian Strategic Research Center in 2013, BULTÜRK further developed its work on a scientific basis and produced numerous books, research studies and academic publications.

Under Rafet Ulutürk’s leadership, BULTÜRK focuses not only on preserving the past but also on strengthening bonds of knowledge, culture and solidarity throughout the Turkic World.

Aysu Akbaş and Her Contribution to the Work

BULTÜRK Secretary General Aysu Akbaş is another prominent figure actively involved in the association’s publishing, conference, research and cultural projects.

As editor of the book “Genocides in the Turkic World,” Akbaş played an important role in bringing together contributions from different geographical regions.

These activities demonstrate that BULTÜRK is not simply an organization that holds events; it also carries out long-term work in research, publishing, education and cultural memory.

History Meets Young People Through the “Legend of Kardzhali”

Another important element of BULTÜRK’s historical memory initiatives is the documentary “The Legend of Kardzhali.”

As part of the “Passage to Rumelia Conference and The Legend of Kardzhali Documentary Screening” project, the association reached thousands of students at more than 50 high schools in different Turkish cities. In cities including Bursa, Çanakkale, Kırklareli, Tekirdağ, Kütahya, Bilecik, Sakarya and Kocaeli, students were introduced to historical and cultural information alongside documentary screenings.

Hundreds of students also attended programs at Yıldız Technical University, Istanbul Medeniyet University and Sakarya University.

The project is significant because it ensures that historical knowledge does not remain only in books, but reaches young people and helps them understand their past and look toward the future with greater awareness.

A First for BULTÜRK: Turkish Presidential Candidate Sali Şaban

One of the most remarkable steps in BULTÜRK’s work in the Turkic World was its decision to put forward a Turkish candidate for the presidency in Bulgaria.

In 2011, the association supported Sali Şaban as a presidential candidate, marking what BULTÜRK describes as an important milestone in the political representation and democratic participation of the Turkish community.

According to BULTÜRK’s information, the candidacy represented an important turning point as a Turkish presidential candidate participated in the elections in Bulgaria, receiving approximately 50,000 votes.

For BULTÜRK, this initiative was more than an electoral campaign. It formed part of the association’s broader efforts to strengthen the political, economic and cultural rights of Bulgarian Turks, encourage greater democratic participation and enable the community to have a stronger voice in shaping its own future.

In this respect, Sali Şaban’s presidential candidacy stands as one of the most significant examples demonstrating that BULTÜRK is not limited to cultural activities, but also takes responsibility in areas of political representation, democratic participation and social awareness.

An Approach That Unites and Embraces

Another central message in BULTÜRK’s work is its emphasis on unity rather than division.

The association states that its doors remain open to everyone who comes together around the common values of the Turkish nation, regardless of political opinion, worldview or social status.

Its approach is based on uniting rather than dividing, embracing rather than excluding, and moving toward the future by drawing strength from the past.

History should not be forgotten—but neither should history become a justification for new hostility.

Documenting suffering, preserving the memory of victims and passing that knowledge on to future generations can help strengthen the common conscience of humanity.

BULTÜRK Presents Achievement Plaque to Yılmaz Parlar

Another meaningful reflection of BULTÜRK’s efforts toward the Turkic World was the presentation of an achievement trophy plaque to Yılmaz Parlar for his work in the press and media aimed at promoting the Turkic World.

As he was unable to attend the event, the plaque was presented to him on Tuesday, August 11, 2026, at BULTÜRK’s association office in Aksaray by President Rafet Ulutürk.

During the meeting, the conversation also focused on BULTÜRK’s work bringing the history, culture and challenges of Turkic communities in different regions to public attention.

Let Historical Memory Illuminate the Future

One of the strongest messages emerging from BULTÜRK’s work is this:

Knowing the past does not mean living in the past.

Remembering suffering does not mean creating new suffering. On the contrary, documenting what happened accurately, respecting the memory of victims, understanding the value of human rights and leaving future generations a more peaceful world are important responsibilities.

Documenting the forced migrations, displacements and human rights violations experienced in different regions of the Turkic World can therefore be seen not only as a contribution to one community, but also as a contribution to preserving the common memory of humanity.

Through its books, conferences, research projects and documentaries such as “The Legend of Kardzhali,” BULTÜRK is bringing this memory to younger generations and building a bridge from the past to the future.

Remembering—not for hatred, but so that the same suffering is never experienced again.

Perhaps that is the most valuable purpose of historical memory:

To build the peace of the future from the lessons of the past.

yilmazparlar@yahoo.com