20 Ekim 2020 Salı

Roman Federasyondan Düğün

 


 




Roman Federasyondan Düğün

Özgürlüklerine tutunmuş gibi görünen, basit şeylerden ve doğanın sağladığı güzellikle nasıl yetineceklerini bilen, birbirine sıkı sıkıya bağlı aile ve topluluk yapıları olan, güvenlik duygusu taşıyan Romanlardan olan İstanbul Roman Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri Nebahat Bilgiç kızını evlendirdi.



Roman Düğünü söz konusu olunca eğlence, neşe, mutluluk kaçınılmaz. Bu güzel düğünün Nikah şahitliğini, Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demir Yürek ve Tarım ve Orman Bakanı Baş Danışmanı Metin Özçeri yaptı.




Romanların herkesle kaynaşmasını, Roman toplumu için yeni evlerin yapılmasını, Romanların durumunun iyileştirilmesi, Hükümet ve yerel yönetimler de Romanlarla fazla ilgilenmesini, içlerinden mimar, avukat, doktor vs.çocuklar yetiştirmek isteyen ve eğitimleri için, fakir aile çocuklarına gerekli koşulların sağlanması, çocuklarına burs verilmesi eğitim malzemelerin tedariki gibi faliyetlerine ve diğer yoğun çalışmalarıyla herkesin takdirini kazanan, İstanbul Roman Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri Nebahat Bilgiç, kızı Sedef Bilgiç’i Emniyet mensubu Burak Dincel ile evlendirdi.

Nikah iki gün öncesi kına gecesi, eşi benzeri olmayan eğlence neşe içinde geçti. Orijinal Hindistan kıyafetler içinde davetliler gece saatlere kadar doyasıya eğlendiler.

Ailenin öneminin altını çizen, farklı gruplar arasında, bağları gösteren, Roman toplumunda evlilik, geleneksel olarak görücü usulü olması arzu edilir. Potansiyel Gelin-Damat çiftinin ebeveynleri, çocukları için ideal bir eş bulmaya yardımcı olmalarından kaynaklanmaktadır.

Kökleri Hindistan’a dayanan, Avrupa’da 15 milyon olarak tahmin edilen nüfuslarıyla en büyük azınlık grubu teşkil eden Romanlar, Avrupa’da hep dışlanmalarına rağmen ayakta kalmayı başardılar.

Türkiye’deki Roman nüfusu, tam bilinmemekle beraber 2 milyondan fazla olduğu, kimilerine göre 5 milyon gibi rakamlar söyleniyor. Kötü koşullarla, fakirlikle suçların yolu sık sık kesiştiği gerçeğiyle, bazıların suçlara bulaşmış durumda olmasıyla toplumu kötü olarak etiketlemektedir. İşe alınmamaktalardır. Daha iyi koşullarda  yaşamayı amaçlamaktalardır. Eğitimle kariyerli meslek sahibi isimler kazandırılmalı ve bu isimler örnek olmalıdır.



Sağlık, eğitim ve iyi koşullarda ikametgah gibi projeler için, çok fikirlerle Hükümet ve yerel yönetim kapılarını aşındıran, İstanbul Roman Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri Nebahat Bilgiç, toplumundaki marjinal konumlarını çalışma, deneysel verileri kullanarak, güç farklılıklarının Romanlar ve yerleşik nüfus arasındaki sosyal ilişkileri nasıl şekillendirdiğini ve damgalanmanın Romanları zayıflatdığı gerçeğiyle iyileştirmenin aynı zamanda tüm toplumuda sağlıklı yapacağı görüşünü savunuyor.

yilmazparlar@yahoo.com

3 Ekim 2020 Cumartesi

Turizmde Beyin Fırtınası


 



Turizmde Beyin Fırtınası

Covid Salgını turizmde yeni seyahat trendlerinide beraberinde getirdi. İnsan tutumunu, niyetini temel alan, turistlerin davranışlarını, düşüncelerini anlayan bilinçli turizmin yeni akımlarını öngören, SKAL İstanbul kulübü krize çözüm aradı. Dijital ortamda Zoom üzerinden geniş katılımlı bir çalıştay düzenledi.

Siyasi çerçeve koşullarına bağlı olan, salgın dönem Turizmine kilit kararlar veren siyasi irade olmasına ve ne olacağını tahmin etmek çok zor görünmesine rağmen, sektör tüm krizlerin kralı olarak çözümler üretiyor. Pazar katılımcıları, potansiyel talebi incelemek ve yeni ürünler hazırlamak için buna odaklanıyor.

Üç milyar insan evde oturuyor ve enfeksiyondan korkuyor, sınırlar kapanıyor, vizesiz rejimler iptal ediliyor, uçaklar uçmuyor, oteller boş ve personel işten çıkarılıyor. Ama er ya da geç salgın sona erecek. Dünya karantinalardan çıkmaya, bağları yeniden kurmaya ve seyahat kısıtlamalarını kaldırmaya başlayacak. Bundan sonra turizm nasıl olacak?

Gerek üye sayısı, gerek gerçekleştirdiği projeler ile dünyanın en önemli kulüplerinden olan, Yönetim Kurul Başkanlığını Ayşe Önen’in yaptığı İstanbul SKAL Kulübü yine bir ilke imza atarak, Arama Konferansı konusunun uluslararası öncülerinden olan Prof. Dr. Oğuz Babüroğlu yönetiminde çalıştay düzenledi. 

Yaptığı açılış konuşmasında Ayşe Önen özetle, Tüm Dünyayı  derinden  etkileyen ve insan hayatını da tehdit eden, benzeri görülmemiş bir süreç  yaşadığımızı, en çok etkilenen, turizm sektörü olduğunu, birkaç aylık iyileşme algısı olsada geleceği şekillendirmeye, çalıştıklarını söyledi.

Başkan Önen, “2020  yaz sezonunu  bitirdik, yaşadığımız  tecrübelerle,  turizm endüstrisinin paydaşları olan bizler, bir araya gelip,  ortak  sorunları  bulmaya, daha iyiye ulaşmak, ve  yeni  normaller  çerçevesinde neler yapılması gerektiğini  belirleyerek,  hedefler  seçmemizi sağlayacak “Arama Konferansı” düzeninde, bir beyin fırtınası yaparak, geleceğe ortak akılla bakmak istedik.” Diyerek Dr. Oğuz Babüroğlu, teşekkür ederek Moderatöre sözü bırakdı. Başkan Önen ayrıca Babüroğlu’na teşekkür ifade eden TEMA vakfina geçmişi, günümüzü, geleceği sembolize eden 3 Fidan bağışladıkları sertifikayı, sanal ortmada takdim etdi. 

Seyahat ve turizm endüstrisinin tüm sektörlerini çatısı altında toplayan tek uluslararası organizasyon olan ve sektörün önemli isimlerini bir araya getiren SKAL İstanbul Kulübü, Eylül ayı toplantısı için bir araya geldi. Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını nedeniyle sanal ortamda düzenlenen interaktif toplantı Arama Konferansi ekolünün  öncüsü, Arama Katılımlı Yönetim Danışmanlığı Kurucu Yöneticisi, Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Yazar Prof. Dr. Oğuz Babüroğlu moderatörlüğünde gerçekleşti. 

Yeni dönemle birlikte yeni trendlerin ortaya çıktığından söz eden Prof. Dr. Babüroğlu, inovasyon ve dijitalleşme, hijyen ve sağlık güvenilirliği, temassız işlemler, kişiye özel seyahat ve konaklama tercihleri, yeni turistik bölgelerin tercih edilmesi gibi yeni akımlara değindi. Salgın döneminin olumsuz etkilerini en çok hisseden sektörlerin başında gelen turizm sektörünün yeni düzene uyum sağlamak için neler yapabileceğinin konuşulduğu toplantıda tüm üyelerin interaktif olarak katıldığı bir çalışma gerçekleştirildi. Zoom üzerinden çalışma gruplarına ayrılan üyeler, yeni dönem ile birlikte ortaya çıkan sorunlara çözüm önerileri geliştirdi. 

Grup çalışmalarında üç ana başlık ön plana çıktı

Grup çalışmalarının oldukça verimli geçtiği toplantıda öne çıkan konular arasında her zaman öncelikli olmasına karşın salgın ile birlikte önemi daha da artan hijyen ve sağlık güvenilirliği, online check-in ve check-out işlemleri gibi temassız işlemlerin gerekli yasal düzenlemelerle birlikte aktif hale getirilmesi vardı. Toplantıda öne çıkan bir diğer önemli konu da turizmde yerelleşmeydi. Sınırların kapalı olması nedeniyle dış turizmin yapılamaması, salgın nedeniyle ailelerin ve yakın arkadaş gruplarının bir arada seyahat etmesinin ötesinde geçimini sadece turizm ile sağlayan yerel halkın durmunun salgın ile olumsuz etkilenmesinden ötürü iç turizme ağırlık verilerek Türkiye’nin keşfedilmemiş yeni destinasyonların ortaya çıkarılmasının önemine dikkat çekildi.




Koronavirüs salgınının turizm sektörü üzerindeki şiddetli etkisi sır değil. Ancak çoğu kişi, durumun ne gibi değişiklikler getireceğini, COVID-19 sonrası dönem için turizm trendlerinin neler olduğunu merak ediliyor. Yine uzman görüşlerine göre yeni trendleri ilk bakışda, Uçuşlar yerine yol gezileri, Sağlık turizmi, Vahşi Yaşam Tatilleri, Glamping ve Ekoturizm, Çevrede bisiklet yolları, Gölde dinlenmek vs. deniz kenarında tatil, Aile seyahati, Yalıtılmış bir tatil olarak belirliyorlar.

Korkunun anahtar olduğu, bilinmeyenden korkma, enfeksiyon korkusu, birine dokunma, dokunulma, aile ve arkadaşlara bulaşma korkusu, birçok cephede ortadan kalkması ve tamamen ortadan kaldırılması için çok sayıda iyi haberin olması zaman alacak. O zamana kadar seyahat ve turizm tam anlamıyla küçük kulübesinde kalacak..

Yakın gelecekte, her biri kendi açısından önemli olan olası eğilimler uzmanlara göre; Ülke sınırları bir süre herkese açık olmayabilir. Bazı coğrafyalar bir süre tehlikeli olarak algılanabilir, ziyareti düşünülmez gelebilir. İş seyahatleri önemli ölçüde azalabilir. MICE pazarı bir süre çok zor duruma girebilir. Mega etkinlikler daha az çekici hale gelebilir. 

Grup yolculuğu küçülebilir. Boş zaman seyahatleri de bir süre azalabilir. Daha az sayıda öğrenci eğitim görmek için yurt dışına seyahat edebilir.  Din turizmi düşebilir. Emekli. olgun gezginler en büyük ölçüde etkilenebilir. Turizm, daha fazla iç yönelimli iç turizme dönebilir. Destinasyon düğünleri ciddi bir düşüş yaşayabilir. Okul gezileri kuruyabilir. Doğa zafer kazanabilir. Büyük olasılıkla doğa ve yaban hayatı, önümüzdeki aylarda anıtlara ve tarihe tercih edilebilir. Hava yolculuğu daha pahalı hale gelebilir. Havaalanları daha az kalabalık olabilir. Bu, havalimanlarında perakendecilikten makul ölçüde büyük potansiyel alan yiyecek ve içecek, yaşam tarzı, elektronik ve daha birçok marka etkilenebilir. Lüks oteller daha ucuza gelebilir. Yolculuklardan bir süre uzak durulabilir  Yol gezileri daha fazla tercih edilebilir. Aileler ve gençlerin, özellikle uzun hafta sonları ve kısa tatiller için, daha fazla dışarı çıkmayı tercih etmesi muhtemeldir. Memleket yolculuğu büyük bir segment olabilir. Yiyecek ve İçecek tüketimi etkilenebilir. Gastronomi turizmde düşüş yaşanabilir. Alışveriş ciddi bir gerileme yaşayabilir.

Müşteri daha fazla seçeneğe, daha fazla esnekliğe sahip olarak temel faktörler şunlar olacaktır:;Güvenlik: hem algılama hem de gerçeklik önemli olacaktır. Sağlık: hükümet zorunlu kontroller getirebilir. Hijyen: Bundan ödün verilmeyecektir. Markalar: Kaliteden yana olanlar kazanacaktır. Değer: İyi para için iyi bir değer, yeni anlayış olacaktır.

yilmazparlar@yahoo.com

      

Kaynak; Net Haber Ajaans

14 Eylül 2020 Pazartesi

Kozmetikde Arıcılık Ürünleri-BEE O propoli-Yılmaz Parlar



BİLİŞİM  MÜZİK MODA  SAĞLIK  GIDA  OTOMOTİV  EMLAKKİTAP  MAGAZİN  SİNEMA  KÜTÜR-SANAT  GÜNCEL

 



 






Pandemide Rekor Kolanyanın


TÜROB Muhteşem Projesi
Kozmetikde Arıcılık Ürünleri

Bal, arı sütü, polen, arı ekmeği, propolis, balmumu gibi biyolojik olarak aktif maddeler bakımından zengin içeriğe sahip doğal ürünler olan arıcılık ürünleri, sadece gıda ilaç değil, aynı zamanda mükemmel bir kozmetik ürünüdür. 



Arıcılık, türev ürünleriyle tedavi (apiterapi) medikal sektörün ve gıda sektörün yanı sıra kozmetik sektöründe gözbebeği durumunda yaygın olarak gelişmiştir.

Türkiye'nin ilk ve tek en büyük propolis üreticisi BEE’O ürün gamını, içeriğin temeli arıcılık olan yeni cilt bakım ürünlerinleriyle zenginleştirdi.

Günümüz arıcılık ürünleri, tüm dünyada tıp endüstrisinde ve diyet beslenmesinde ve kozmetikte güçlü bir yer edinmiştir.
Arı ürünlerinin yüksek biyolojik aktivitesi, onları birçok kozmetik ürününün vazgeçilmez bir bileşeni haline getirmiştir.

“Sözleşmeli Arıcılık Modeli” ile Anadolu’nun değerli arı ürünlerinden oluşan inovatif ve katma değerli % 100 doğal karışımlar, tabletler, damlalar, sprey, shot ve şuruplar üreten, Türkiye’nin ilk ve tek yerli inovasyon ödüllü propolis üreticisi BEE’O Propolis, yeni Apicare cilt bakım ürünleri serisini tanıttı.


Zoom Basın toplantısında, BEE’O Propolis’in kurucularından, Genel Müdür Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı, yeni ürünlerin sunumunu gerçekleştirdi. 


Uluslararası Bal Komisyonu üyesi, TSE Ayna komite üyesi ve Uluslararası Standartlar Organizasyonu (ISO) arı ürünleri standardı komisyonu üyesi olan Aslı Elif Tanuğur Samancı, Türkiye’de arıcılık sektörüne yaptıkları yatırımları, propolis, arı sütü, polen, arı ekmeği ve ham bal gibi değerli arı ürünlerinden ve bunların insan sağlığı ve beslenmesindeki önemini vurguladı.


BEE’O Propolisi, 2013 yılında, Ziraat yüksek mühendisi- arıcılık uzmanı Taylan Samancı ve Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu ile birlikte İTÜ ARI Teknokent'te KOSGEB AR-GE desteği ile kurduklarını belirten Aslı Elif Tanuğur Samancı, 2013 yılında 10 arıcı ile başladıklarını, bugün 4000 sözleşmeli üretici ile 450.000 arı kovanına ulaştıklarını belirtdi.


6.000 metrekarelik tesisleri, 160’tan fazla çalışanı ile Türkiye'nin en büyük propolis, arı sütü, arı ekmeği, polen ve ham bal üreticisi olduklarını ve 14 farklı ülkeye ihracat yaptıklarını belirten  Samancı, Anadolu propolisi bir dünya markası yapmayı hedeflediklerini açıkladı.





Tanuğur Samancı, "Şu anda ürünlerimiz, doğrudan satışın tüm avantajlarını online alışveriş keyfiyle birleştiren e-ticaret sitemiz www.beeo.com.tr'de ve Hipermarket zincirler başda olmak üzere 3.000’in üzerinde perakende satış noktasında, ayrıca BEE'O UP markasıyla 25.000 eczanede yer almaktadır.

Amerika'da ise BEE&YOU markamız  e-ticaret sitemiz uygulama ile ürünlerimize  her an, her yerde 7/24 ulaşmalarını kolaylaştıran, www.beeandyou.com üzerinden, Amazon, Wallmart, E-bay'de ve CVS eczane zincirleri ile 3.500 perakende satış noktasında ürünlerimiz satılmaktadır.” Şeklinde satış hakkında bilgileri verdi.
Güney Kore, Almanya, Hollanda, Belçika, İsveç, İngiltere, Fransa, Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Dubai, Kıbrıs ve Suudi Arabistan gibi ülkelere de ihraçları olduğu, 7 yıllık firma oluş süreçlerinde, 33 farklı ulusal ve uluslararası ödüle layık görüldüklerini aktardı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından da arı ürünleri konusunda Ar-Ge merkezi olarak tanımlandıklarını, yeni cilt bakımı serisi ürünleri geliştirmek için eczacı, kozmetolog, gıda mühendisi, biyolog ve kimyagerlerden oluşan 15 kişilik bilimsel ekip ile 2 yıl süren Ar-Ge projelerine 3.000.000 TL bütçe ayırdıklarını sözlerine ilave etdi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden mezun Tanuğur Samancı, aktif bileşen içeren benzersiz bir formüle sahip çok amaçlı ürünleri hakkında bilgilendirmede; “Türkiye’de ilk kez propolis ve mineral çinko içeren doğal mineral filtreli, kimyasal filtre içermeyen, tamamen doğal bileşenlerden oluşan, patentli cilt bakım ürünlerimizi geliştirdik. Güneş kremi çeşitleri, nemlendirici vücut losyonu ve bebek pişik kremi ürettik. Arıcılık ve arı ürünleri ile ilgili yatırımlar yapmaya, katma değerli inovatif yeni ürünler geliştirmeye devam ediyoruz.”




BEE’O Apicare Vücut Güneş Kremi


Propolis ve çinko minerali ile güneşin zararlı ışınlarına karşı doğal koruma sağlayan vücut güneş kremimiz her cilt tipine uygun olması ile öne çıkıyor. Kemiklerimiz ve cildimiz güneşten yararlanırken, zararlı UVA ve UVB ışınlarını filtre eden propolis ve mineral çinko ile fark yaratan krem, tamamen doğal formülü ile paraben ve renklendirici madde içermiyor. Ürünümüz SPF 30 koruma özelliği gösteriyor. Üründe etken madde olarak, propolis ve mineral çinkonun yanında, shea yağı ve aleo vera da bulunuyor. Bu doğal bileşimi ile, cilde yumuşaklık kazandırırken, kuru ve hasar görmüş ciltler için aktif, onarıcı ve koruyucu bir rol oynuyor. Aynı zamanda cildin su kaybetmesini önlemeye destek oluyor.’’ diye açıklamada bulundu.


BEE’O Apicare Yüz Güneş Kremi


Tanuğur; ‘‘Artık yaz kış cildimizi güneşten korumamız çok önemli. Cilt kırışıklıklarının ve lekelerinin sebebinin güneş olduğu biliniyor. Doğal içeriği ile güneş lekelerine karşı koruyucu etki sağlaması için özel olarak ürettiğimiz yüz güneş kremimiz, propolis, çinko, B5 vitamini, zeytinyağı, aloe vera ve shea yağı içeriyor ve formülünde paraben ve renklendirici bulunmuyor. Güneşin zararlı UVA ve UVB ışınlarına karşı %100 doğal koruma sağlıyor. İçeriğindeki doğal bitkisel yağlar, vitaminler ve propolis ile cildinizi güneşten korurken beslemenin en doğal yolu.’’ dedi.


BEE’O Apicare Çocuk Güneş Kremi


Tanuğur; ‘‘Çocuk güneş kremimiz, 50 SPF güneş koruma faktörü ile çocukların narin ve hassas ciltleri için gereken ekstra korumayı sağlıyor. Propolis, çinko, B5 vitamini, E vitamini ve shea yağı ile formüle ettiğimiz ürünümüz, tamamen doğal, paraben ve renklendirici içermiyor. Çocuklar için %100 doğal koruma sağlıyor. Doğal bileşimi ile, cilde yumuşaklık kazandırırken, kuru ve hasar görmüş ciltler için aktif, onarıcı ve koruyucu bir rol oynuyor. Aynı zamanda cildin su kaybetmesini önlemeye de destek oluyor. Mineral çinkonun suya dayanıklı özelliği ile ciltte sürekli bir bariyer oluşturan krem, özellikle uzun süre güneşe maruz kalan çocuklarda annelerin yeni tercihi olacak.’’ diye açıkladı.


BEE’O Apicare Güneş Sonrası Losyonu


Tanuğur, güneş sonrası losyonu ile ilgili ‘‘İçeriğindeki E vitamini, aloe vera, shea yağı ve susam yağı ile cilde anında ferahlık ve bakım sağlayan ürünümüz, tamamen doğal bileşenlerden oluşuyor, paraben ve renklendirici içermiyor. Formülünde bulunan propolis ve bitkisel yağlar ile hassas ciltler dahil her cilt yapısına uygun olan losyonumuz, cildin nem dengesini korurken, pürüzsüz ve parlak bir görünüm sağlıyor. Özellikle kuru ciltlerde görülen pullanmayı azaltarak, deri esnekliğinin geri kazanılmasına destek oluyor. Kuru veya hasar görmüş cildin görünümünü̈ de iyileştirirken, kızarıklık ve tahrişi azaltıyor.’’ dedi.


BEE’O Apibaby Pişik Kremi 


Tanuğur, bebek pişik kremi ile ilgili şunları ifade etti; ‘‘Propolis, mineral çinko, B5 vitamini, shea yağı ve jojoba yağı ile formüle edilen ürünümüz, bebeklerin hassas ve narin cildi için, çok özel bir bakım sağlıyor. Tamamen doğal bileşenlerden oluşması annelerin içini rahatlatıyor. Her bez değişiminde kullanıma uygun, kolayca sürülebilir özellikte bu ürün, renklendirici, paraben ve parfüm içermiyor. İçeriğindeki propolis ve mineral çinko ile antibakteriyel, antifungal ve antioksidan özellik göstererek pişik oluşumunu önlemeye ve ciltteki tahrişi gidermeye yardımcı oluyor. B5 Vitamini ve shea yağı ise, cildin nemlendirilmesine ve beslenmesine katkı sağlarken, cilt yüzeyindeki kızarıklara karşı da koruyucu özellik gösteriyor.” dedi.


Modern bir insanın hayatı kozmetik olmadan düşünülemez. Modern tüketici, doğal içeriklere dayalı formülasyonları tercih etmektedir. Kozmetik kavramı sadece kozmetik ürünleri değil, aynı zamanda bazı eksiklikleri gidermeye yönelik prosedürleri de cilt hastalıklarının önlenmesi, cilt yaşlanmasının önlenmesi vb. İçerir.


Bal, modern kozmetikte yaygın olarak kullanılmaktadır. Cildin beslenmesini normalleştirir, kan dolaşımını ve metabolik süreçleri uyarır, hasarlı cildin yenilenmesine yardımcı olur, mikroorganizmalar dahil olmak üzere olumsuz çevresel faktörlerin etkisine karşı direnci artırır.


Lokal bağışıklığı sağlayan hücrelerin potansiyeli artırılarak cilt gençleşir ve hücre yenilenmesi hızlanır. Arı sütünün protein, yağ, çeşitli vitamin ve hormon içeren kozmetik ürünlerde kullanılması cilt hücrelerinin yaşamsal işlevlerinin iyileştirilmesine yardımcı olur.


Polen içeren kremler ve losyonlar oldukça besleyici ve antiinflamatuardır. Cildi erken yaşlanmaya karşı iyi korurlar. Arıcılık ürünleri ve kullanımları tüm insan vücudu üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir, bağışıklık sistemini güçlendirir. Arı sütü, propolis, polen, arı zehiri hemen hemen tüm bilinen vitaminleri ve birçok minerali içerir.


Arının endemik bitkilerde dahil olmak üzere çiçeklerden topladığı içerikler Cildin sıkılığını ve elastikiyetini geri kazandırmak ve yaşa bağlı değişikliklerin neden olduğu yaşlanma ile mücadele etmek için yoğun besleyici kompleks sağlar.Tazelik ve sağlık hissi verir

yilmazparlar@yahoo.com

8 Ağustos 2020 Cumartesi

Beyoğlu Belediyesi ile Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) projesi-Beyoğlu Talimhane Sahne-Yilmaz Parlar



BİLİŞİM  MÜZİK MODA  SAĞLIK  GIDA  OTOMOTİV  EMLAKKİTAP  MAGAZİN  SİNEMA  KÜTÜR-SANAT  GÜNCEL

 



 








TÜROB Muhteşem Projesi

Enerjik ve çekici kültürel sanat etkinlikleri statik cazibe merkezlerini ve destinasyonları canlandırmak ve yenilemek isteyen turizm politikasına anında hitap eder. 

Yönetim Kurul Başkanlığını Müberra Eresin’in yaptığı, Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB), Otel sıklet merkezlerimizden Talimhane’de, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Beyoğlu Kültür Yolu projesi kapsamında, Beyoğlu Belediyesi İşbirliği ile “Beyoğlu Talimhane Sahne” projesini gerçekleştirdi.




Turizm sadece ticari faaliyetlerin bir toplamı değil, aynı zamanda tarih, doğa ve geleneğin ideolojik bir çerçevesi, kültürü ve doğayı kendi ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirme gücüne sahip bir çerçevedir. Kültüre dayalı sanat etkinlikleri, şehir turizminin ve kentsel politika yapımının temel dayanağıdır. Sanat etkinliklerin çoğalması sektör için genişlemeye işaret eder. Kentsel sanatsal etkinlikler çoğaldıysa, kent turizminin yükselişi önemli bir etken olmuştur. Turizm açısından bakıldığında, sanat etkinlikleri, hem dış ziyaretçilere hem de yatırımcılara hitap eden bir dizi cazibe merkezini temsil eder. İşte bu nedenle kültürel bu proje muhteşem olarak tanımlanabilir.





6 Ağustos 2020 Perşembe günü, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Beyoğlu Kültür Yolu Projesi’ninde dahilinde olan Beyoğlu Belediyesi ile Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) paydaşlığıyla kurulan “Beyoğlu Talimhane Sahne” kültürel etkinlikler için resmi açılışı yapıldı.


Beyoğlu Talimhane Sahnenin açılışına Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin TÜROB Yönetim Kurul üyeleri, iş, siyaset ve sanat  dünyasının seçkin isimleri, akademisyenler, elit davetliler katıldılar. Yüce Atatürk’ümüz başda olmak üzere gazi, şehitlere saygı duruşu ve İstiklal marşı sonrasında protokol açılış konuşmaları yapıldı. İstanbul Devlet Modern Folk Müzik Topluluğu bir konser verdi 





İstanbul’a gelen turistlerin büyük bir bölümünün ilk tanıştıkları yerin Talimhane olduğunu söyleyen, TÜROB Başkanı Müberra Eresin "Biz Talimhane'ye sonuna kadar inananlardanız. Bu bir başlangıç olacak. 2-3 yıl öncesinde turizmde yaşanan sıkıntılı günlerde en çok etkilenen bölge Talimhane olmuştu. 2019 yılından itibaren en hızlı toparlanan ve yükselişe geçen bölge yine Talimhane oldu. Pandemiyle birlikte tüm turizm sektöründe olduğu gibi Talimhane otelleri de sıkıntılı bir dönem yaşıyor. Bu günler de geride kalacak ve Talimhane 10 bini aşan yatak kapasitesiyle yine binlerce turistin konaklamasını ve ağırlanmasını sağlayacak. Talimhane İstanbul’un en önemli turizm bölgelerinden biri olma niteliğini sürdürecek” dedi.

Eresin, “Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy da desteğini esirgemedi ve Talimhane’nin proje kapsamına alınmasını sağladı. Bu nedenle kendisine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Talimhane’nin yeniden düzenlenmesi konusunda büyük bir çaba gösteren Beyoğlu Belediye Başkanı Sayın Haydar Ali Yıldız’a da teşekkür ediyoruz” şeklinde projeye destek verenleri açıkladı.



Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Talimhane Sahne ve 8 Ağustos'ta başlayıp Eylül sonuna kadar devam edecek Beyoğlu Kültür Festivali ile İstanbul sosyal hayatının kalbi, opera ve baleden halk müziği ve tiyatroya uzanan bir sanat coşkusuyla atacak. Beyoğlu'nda yaptığınız bir yürüyüşte dili, kültürü, inancı birbirinden farklı nice hayatların içinde yol alırsınız. Bu toprakların medeniyet mirası bizlerle yaşamaya devam etmektedir. Üzerimize düşen görev, mirası varise ulaştırmak için korumaktır. Bunun en estetik ve zarif yolu ise kültür ve sanat etkinlikleridir. Açılışını yapmakta olduğumuz 147 kişi kapasiteli Talimhane Sahne ile Beyoğlu Kültür Festivali de bu düşünceden hayat bulmuştur" ifadelerinde bulundu. 





Talimhane bölgesinin yerli, yabancı binlerce misafire ev sahipliği yaptığını belirten Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız  "Kültürün ve sanatın yaşaması, devam etmesi için yerel yöneticiler başta olmak üzere devletimize, milletimize, sanatçılarımıza hep birlikte destek olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bizler bu dönemde sanatın ve kültürün kalbi olan Beyoğlu'nda hem sanata ve kültüre bir destek, hem de sanatçıya ve kültür insanlarına, sinema sektörüne her anlamda destek verebileceğimiz arayışlar içerisinde olduk. İstedik ki insanları ağırlayan bu bölge artık sanatı da kültürü de müziği de ağırlasın. Sanat ve kültür de burada en yüksek bir dozda kendine yer bulabilsin" dedi


Konuşulan konular gerçekdende, Turizmde artan rekabetçi baskılar ve rekabet eden gündemlerle karşı karşıyadırlar ve bir dizi tutarlı hedef ve politika çerçevesine ihtiyaç duyulmaktadır. 





Sanat etkinlikleri kültürel politika ve şehir turizmi politika hedeflerini ayrı ayrı karşılayan bir dizi fayda sağlayabileceğini açıkça gösterir.

Şehrin sanatsal arzların, sanat etkinliklerin turistik cazibe merkezlerine ve şehir imajına aktarılabilirliğiyle, anında çekici olasılığını artırır. Sahne, izleyici kültürel turizmciler için karar faktörü olarak önemli bir rol oynar.

Bu nedenle, Sahne, sanata katılımın derin bir itici gücüdür.

Farklı ortamların farklı ekonomik, sosyal, davranışsal ve sembolik çağrışımları vardır. Sanatsal etkinliklerin stratejik turizm üzerindeki etkisi analiz edildiğinde imaja olan katkısıyla “Proje” muhteşem olarak nitelik kazanıyor. 

yilmazparlar@yahoo.com


  

21 Haziran 2020 Pazar

Muratbey pandemiyi fırsata çevirdi-Yılmaz parlar



BİLİŞİM  MÜZİK MODA  SAĞLIK  GIDA  OTOMOTİV  EMLAKKİTAP  MAGAZİN  SİNEMA  KÜTÜR-SANAT  GÜNCEL

 



 






Pandemide Rekor Kolanyanın


Krizi Fırsata Çevirenler

Başkanlığını Celal Toprak’ın yaptığı Ekonomi gazeteciler Derneği ( EGD ) ve Güvenilir Ürün Platformu üyeleri, “Muratbey ile Peynir Sohbetleri” başlıklı online toplantıda; Süt ve peynir sektöründeki son değerlendirmelerini paylaşan, Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol “Muratbey, pandemide Avrupa ihracatını yüzde 20 artırdı” dedi



Tüm Dünyada bütün sektörleri, ekonomide durma noktasına getiren son derece olumsuz etkiliyen pandemi sürecini fırsata çeviren Gıda seköründe özel peynirler kategorisinde ön sıralarda bulunan Muratbey ihracatlarını artırmaya devam ettireceklerini dile getirdiler.

İnovatif lezzetleriyle yeni pazarlarda söz sahibi olacağını söyleyen Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol, 4 kıtada milyonlara peyniri sevdirdiklerini, süt ihracat izninin çıkmasının ardından 6 milyar dolarlık Çin pazarı için ihracat izni aldığını söyledi.


Muratbey’in yurt içinde ve yurt dışında büyük bir beğeniyle tercih edildiğinin altını çizen Necmi Erol, “Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere yurt dışı pazarlarda kendi markamızla ve Türkiye’de üretilmiş yerel peynir çeşitleriyle rekabet ediyor olmak bizim için gurur verici. Bugün Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere, pek çok ülkeye ihracat yapıyoruz” dedi. Covid-19 salgınında Avrupa’ya yönelik ihracatlarında yüzde 20’lik bir artış olduğunu ifade eden Necmi Erol, Muratbey’in ihracat ağını sürekli genişlettiklerini belirtti. Necmi Erol, “Tüm dünyada insanlar evde kaldığı zaman haliyle kolay hazırlanabilen, atıştırmalık ürünlere talepleri artıyor. İnovatif ürünlerimizin çekici gücüyle ihracat ağımızı büyüterek yeni pazarlara giriş yaptık. İhracatın ciromuz içindeki payı yüzde 5’ten yüzde 21’e yükseldi. 5 yıllık stratejik planımızda bu oranı inovatif ürünlerimizle yüzde 40’a çıkarmak var” şeklinde konuştu.





“Çin’e ihracat izninin çıkması sektörümüz için çok olumlu”


Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün 2012 yılından bu yana sürdürdüğü çalışmalar sonucunda Çin’e ihracat izni alındığını hatırlatan Necmi Erol, Muratbey’in Çin’e süt ihracatı izni alan 54 firma arasına yer aldığı bilgisi paylaştı. Erol, “Çin 6 milyar dolar ile dünyada süt ürünleri ihracatının başında geliyor. Türkiye’nin üretim potansiyeli ve sanayi altyapısı Çin’e süt ürünleri ihracatı için uygun. Bu çok büyük pazarın sektörümüz için olumlu sonuçlar doğuracağına

inanıyoruz” dedi.




Muratbey inovatif ürünleri ile ödüle doymuyor


Muratbey’in tüm tüketicilere sağlıklı ve güvenilir peynirler sunmak amacıyla inovasyona büyük önem verdiğini söyleyen Necmi Erol, peynir lezzetini çeşitlendirerek daha çok sayıda insana peyniri sevdirmek istediklerini söyledi. Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bugün yediden yetmişe tüm tüketicilerin büyük bir beğeniyle tükettiği Burgu, tamamen Muratbey Ar-Ge’sinin ortaya çıkardığı bir ürün. Yaklaşık 60 ülkede tasarımı tescillenen, zekâ ürünü inovatif peynirimiz Burgu’nun özgün ve benzer şekillerinin patenti de bize ait. Yurt dışında Helix adıyla raflarda yer alan Burgu’yu Kaufland, Rewe, Edeka gibi Almanya’nın dev zincir marketlerinde satışa sunmaya başladık. 2018’de süt ürünleri endüstrisindeki en başarılı ürünlerin değerlendirildiği ‘Dünya Süt Ürünleri İnovasyon Ödülleri ( World Dairy Innovation Awards) 2018’ yarışmasında kendi buluşumuz olan Burgu peyniri ile dünya çapındaki firmaların arasından sıyrılarak ‘En iyi Peynir’ ödülünün sahibi olduk. 2020’de de Burgu, Almanya’da kendi kategorisinde 2019/2020 için ‘Yılın Ürünü’ seçilerek ‘Altın Ödül’e layık görüldü”






Muratbey Plus ve Muratbey Misto sağlıklı yaşamı destekliyor

‘Özel Peynirler’ kategorisinde Türkiye pazar lideri olduklarını söyleyen Necmi Erol, inovatif bir bakış açısıyla hazırladıkları ‘Muratbey Plus’ ve ‘Muratbey Misto’ ürünleriyle de halk sağlığı adına pandemi döneminde önemli bir fonksiyon üstlendiklerini söyledi. Tuzu azaltılmış ve D vitamini ile zenginleştirilmiş ‘Muratbey Plus’ ve ‘Muratbey Misto hakkında bilgiler veren Erol, “Bağışıklığın güçlü olduğu durumlarda salgın hastalıklara yakalanma riski düşüyor. Ancak maalesef bağışıklığın güçlendirilmesinde çok önemli olan D vitamini eksikliği, Türk toplumunun yüzde 90’ında görülmektedir. Bu eksiklik dünya genelinde de ciddi boyutta yaşanmaktadır. Bizler Muratbey olarak tüm bunları öngörerek yeni bir seri ürün hazırladık. D vitamini ile zenginleştirilmiş şekil şekil peynirimiz Misto’yu ve Muratbey Plus serisi peynirlerimizi sağlıklı yaşamı desteklemek üzere tüketicilerimize sunduk. Bu ürünlerimizin 100 gramında 5 mcg D vitamini bulunuyor. Bu da günlük ihtiyacınızın % 33’ü demek. Muratbey Plus yetişkinlere hitap ederken, Çocuklar için ise eğlenceli peynir Misto’yu ürettik. Misto ile geçtiğimiz günlerde sektörümüzün kıymetli ödüllerinden biri olan Dünya Süt Ürünleri İnovasyon ödüllerinde finale kalmayı başaran tek Türk markası olduk” şeklinde konuştu.

Firma hakkında bilgi paylaşan Necmi Erol, 


Muratbey Gıda ‘nın temeli 1965 yılında atıldı. Muratbey sahip olduğu geniş tarım alanlarıyla Ege Bölgesinin en önemli üretim merkezlerinden Uşak’ta 2004’te modern anlamda ilk fabrikasını kurdu. Bugün, 35 bin metrekare kapalı alana sahip entegre üretim tesisi, yaklaşık 400 çalışanı ve günde 700 ton süt işleme kapasitesiyle Türkiye’de ve ihracat pazarlarında peynirin gelişimine yön veriyor.


Birbirinden lezzetli 300’ün üzerinde ürün çeşidiyle Muratbey, dünya genelinde 4 kıtada Türkiye’de ise 30 bini aşkın satış noktasında tüketicilerle buluşuyor. Muratbey, dünya mutfaklarına kazandırdığı geleneksel Türk peynirlerinin yanı sıra; tuzu azaltılmış, D vitamini ile zenginleştirilmiş ve özel tasarımlı inovatif ürünleriyle de damaklara tat, vücuda sağlık ve bağışıklık sistemlerine güç katıyor. Diğer yandan özellikle çocuklara peynir yeme alışkanlığı kazandırmak için ürettiği Misto serisi tüm pazarlarda ebeveynlerin ve çocuk tüketicinin takdirini kazanıyor. Tüm bu çalışmalarla Muratbey, “Özel Peynirler” kategorisinde Türkiye pazar lideri oldu.


Muratbey 2011 yılından bu yana global inovasyon ödülleri, A.L.F.A Awards, QUDAL- Kalitede 1 Numara, Uluslararası Tüketici Dostu Marka gibi ödüllere, madalyalara , Üstün Mükemmellik statüsüne ( İsviçre Merkezli  ICERTIAS) layık görüldü. Muratbey Burgu ise “En İyi Peynir”’ (Dünya Süt Ürünleri İnovasyon Ödülleri) ünvanlı bir lezzettir. Almanya’da yayınlanan süt ve süt ürünleri dergisi Milch-Marketing’in okuyucuları tarafından da kendi kategorisinde 2019-2020 için ‘Yılın Ürünü’ seçilerek ‘Altın Ödül’ kazandı.


Muratbey, toplumun gelişimine ve sürdürülebilirliğine katkı sağlamak amacıyla başta eğitim ve kadınların güçlendirilmesi olmak üzere birçok sosyal sorumluluk projesini de başarıyla sürdürmektedir. Sürdürülebilir Gıda Platformu üyesidir.


yilmazparlar@yahoo.com


6 Haziran 2020 Cumartesi

EGD -Perder-Güvenilir Gıda Platformu-Yılmaz parlar



BİLİŞİM  MÜZİK MODA  SAĞLIK  GIDA  OTOMOTİV  EMLAKKİTAP  MAGAZİN  SİNEMA  KÜTÜR-SANAT  GÜNCEL

 



 






Pandemide Rekor Kolanyanın


Ekonomi Gazetecileri Derneği ve Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak moderatörlüğünde gerçekleşen online buluşmada İstanbul Perder Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Güzeldere “ Tüketici satınalma alışkanlıklarında önemli değişimler var. Özellikle Mart -Nisan arasında evde yemek yapma oranında % 80’e yakın bir artış var. Ayrıca toplam sepet içinde % 40 a yakın gıda, temel ihtiyaç ve temizlik malzemesi alımında artış oldu. Temel gıda ürünlerinde % 50, kişisel bakım ve ev temizlik ürünlerinin satın alınmasında % 40 artış oldu. Kişisel bakım ürünleri içinde ise % 860 artış ile rekor kolonyanın.  Ayrıca mayada  % 430, makarnada %53 lük bir artış oldu.”dedi

Fahiş Fiyatları Engellediler Rafları Boş Bırakmadılar


Pandemi sürecinin başlaması ile tüketim ve satınalma alışkanlıklarındaki değişimler, gözlerin perakende sektörüne çevrilmesine neden oldu.
Güvenilir Ürün Platformu katkılarıyla düzenlenen ‘Perakende Sohbetleri’ toplantısında ekonomi basını  ile bir araya gelen İstanbul  Perder Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Güzeldere perakende sektörünün güncel durumu ile ilgili soruları yanıtladı.
Ekonomi Gazetecileri Derneği ve Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak moderatörlüğünde gerçekleşen online buluşmada İstanbul Perder Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Güzeldere şunları söyledi.

Perakende Sektörünün Stokları Tam




Pandemi sürecinin başlaması ile özellikle makarna ve kolonya gibi ürünlerin aşırı talebi nedeni birkaç gün piyasada fahiş fiyatlarla karşılaşıldı ancak PERDER olarak çok hızlı davranarak kamuoyuna gerekli bilgilendirmeyi yaptık, fırsatçılara mahal vermeyeceğimizi, stoklarımızın yeterli olduğunu ve paniğe gerek olmadığını ifade ettik.  Bunu da kendimize görev edindik ve süreç boyunca da bu görevimizi doğru bir şekilde yönettik. Ürün tedariğinde de tüm üretici firmalarla istişare de bulunarak vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarını karşılaması için çok özverili bir şekilde çalıştık.


Dünya Sağlık Örgütü Eylül-Ekim ayı gibi iki dalga olabileceğinden bahsediyor bizim pandemi sürecinin en başından itibaren hiçbir zaman stok problemimiz olmadı hiçbir şekilde tüketiciyi mağdur etmedik ve ürünle buluşturduk şu an ve ilerisi içinde stoklarımız tamdır.

Marketlerimizde özellikle hijyene çok dikkat ederek hem çalışanlarımızın hem müşterilerimizin sağlığını maksimum seviyede koruduk ve korumaya devam ediyoruz.  Perakende sektöründede yeni normal diye bir tabir oluştu artık hem çalışanlar, hem işleyiş hem de tüketici için düzenlemeler ve değişiklikler var.

% 860 Artışla Rekor Kolonyanın




2019’un ilk çeyreğinde Türkiye’nin toplam tüketim harcamaları 1 trilyon 61 milyon TL bunun %35 ini perakende harcamaları oluşturuyor. Ayrıca tüm sektörlerin toplam cirosu olan 350 milyar TL içinde perakendenin payı %12. Perakende sektöründe toplam çalışan sayısı 2 milyon 720 bin kişi.

Tüketici satınalma alışkanlıklarında önemli değişimler var. Özellikle Mart -Nisan arasında evde yemek yapma oranında % 80’e yakın bir artış var. Ayrıca toplam sepet içinde %40 a yakın gıda, temel ihtiyaç ve temizlik malzemesi alımında artış oldu. Temel gıda ürünlerinde %50, kişisel bakım ve ev temizlik ürünlerinin satınalınmasında %40 artış oldu. Kişisel bakım ürünleri içinde ise %860 artış ile rekor kolonyanın.  Ayrıca mayada  % 430, makarnada %53 lük bir artış oldu.

25 Milyar Tl Ciro

İstanbul PERDER olarak 41 üyemiz ve markamız var. Toplam 30bin çalışanımız, 1716 satış noktamız ve 1 milyon metrekarelik satış alanımız ile halkımıza hizmet ediyoruz. Cirosal büyüklüğümüz ise 25 Milyar TL.


Yeni Alışverişçi Ve Yeni Perakendeci

Yeni alışverişçi ve yeni perakendeci diye iki ayrı kavram gelişti. Yeni alışverişçi daha bilinçli, evinde daha fazla zaman geçiren ve hayatın kıymetini bilen ayrıca hijyen odaklı ve bilinçli beslenen kişi . Yeni perakendeci ise hijyen konusunda çok daha hassas, müşterilerinin ihtiyaçlarını maksimum önlemlerle karşılayan, tüketim alışkanlıklarına ayak uyduran ve kendini uzmanlaşarak geliştiren kişi ve sistemler. Yeni tüketici gerçekten eskiye göre daha bilinçli bunu açık ürünlere olan talebin düşmesinden söyleyebilirim.


Fiyatı en çok artan ürünler sarımsak, zencefil , kağıt grubu ürünler ile kolonya. Bunlar haricinde yüksek oranda artış olan bir ürün olmadığını söyleyebilirim. Satış yöntemlerinde online alışveriş’e kayma var  online satışlar 5 kat arttı.

Alışkanlıkların Değişmesi Sepet Ortalamalarını Arttırdı



2019’un Mart ayına göre %50 ye yakın ciro artışımız oldu. Genel sepet ortalaması 30-35 TL bandında giderken 60-65 TL ortalamasına geldi. Ancak bu artış fiyat artışlarından ziyade satınalma alışkanlıklarındaki değişimlerden. Ev halkından 2-3 kişi alışverişi birden fazla noktadan yaparken şimdi tek kişi tek noktadan hızlıca alışverişini yapıp çıkıyor. Ayrıca alınan ürün adedi arttı.


Yanlış Haberler Sektörü Yaralıyor

Tarlada 1 lira markette 7 lira gibi söylemlerle marketler zan altında bırakılıyor. Çok kar etmek ya da çok fahiş fiyatlarla ürün satmak gibi asılsız söylemler sektörümüze zarar veriyor. Her ürünün çeşidi ve kalitesi  ayrı. Tarlada 1 TL olan salçalık domates ile çeri domates arasında hem kalite hem fiyat farkı var. Perakendeci fiyatı belirleyen merci değildir, perakendeci karını koyarak alıp satandır. Fahiş oranlarda kar koyan ne sektörde ne pazarda barınabilir ayrıca tüketicide talep etmez.

Tarım Bakanlığının Uygulamalarını Önemsiyoruz


Taklit tağşiş listeleri açıklanır açıklanmaz hemen üyelerimize bilgi gönderiyor ve gerekli kontrollerin yapılması konusunda ikaz ediyoruz.  Bu konu bizim için çok önemli Tarım Bakanlığı’nın bu uygulamalarını çok önemsiyor ve destekliyoruz.

yilmazparlar@yahoo.com