17 Şubat 2026 Salı

Borjgalo Etnografya Müzesi’ne Ziyaret-Yılmaz Parlar

   

Batum’da Gürcü Kültürünün Yaşayan Hafızası

Gürcistan’ın kültürel mirasını en özgün ve en etkileyici biçimde yaşatan yapılardan biri olan Borjgalo Etnografya Müzesi, sadece bir müze değil; adeta Gürcü halkının tarihini, yaşam tarzını, geleneklerini ve el sanatlarını canlı bir atmosferde geleceğe aktaran bir kültür vahası olarak öne çıkıyor.

Ahşap oymacılığının ruhunu taşıyan eserleri, etnografik düzenlemeleri ve zanaatkârlık mirasının titizlikle korunduğu alanlarıyla Borjgalo, bölgenin kültürel hafızasını koruyan eşsiz bir merkez niteliği taşıyor.

Batum Ziyareti Kapsamında Gerçekleştirilen İnceleme

Gürcistan Batum ziyaretim kapsamında, Kültür Danışmanı ve Koordinatörü Meri Diasamidze’nin değerli katkıları ve organizasyonu sayesinde, Adjara’nın önemli kültür duraklarından Borjgalo Etnografya Müzesini gezme fırsatı bulduk.

Görevliler, müzenin kuruluş amacı, kültürel rolü ve dünyaca tanınan usta sanatçı Kemal Turmanidze hakkında detaylı bilgiler paylaştı.

Kemal Turmanidze: Ahşaba Ruh Veren Usta

Acara’nın Keda ilçesine bağlı Namonastrevi köyünde doğan Kemal Turmanidze, çocukluk yıllarından itibaren resim yapmaya ve ahşap oyuncaklar üretmeye ilgi duyan, bugün ise Gürcistan’ın en bilinen usta ağaç oymacılarından biri olarak kabul edilen bir sanatçıdır.

Turmanidze’nin yüzlerce eseri, 2016 yılında kurulan Borjgalo Etnografya Müzesinin omurgasını oluşturuyor.
Sanatçının bazı eserleri Acara Devlet Müzesi’nde sergilenmekte olup, en seçkin çalışmaları uluslararası sergilerde de yer bulmuştur.

Müzenin Kültürel Önemi

Borjgalo Etnografya Müzesi, Gürcü kültürünün doğal yaşam döngüsünü yansıtan tematik alanları, el işçiliğiyle hazırlanan figürleri ve etnografik düzenlemeleriyle ziyaretçilere adeta zaman yolculuğu sunuyor.

Sadece Gürcistan’dan değil, dünyanın birçok ülkesinden gelen araştırmacıların, sanatseverlerin ve turistlerin ilgisini çeken müze, bölgenin kültürel tanıtımında kritik bir rol oynuyor.

Adjara’nın bu özel müzesi, hem yerel kültürün korunması hem de uluslararası ziyaretçilerin Gürcü geleneklerini yakından tanıması açısından büyük bir kültürel değer taşıyor.
Ziyaret, Gürcistan’ın kültürel mirasına dair derin bir bakış sunarken, usta sanatçı Kemal Turmanidze’nin yaşamı ve eserlerinin bölge için ne denli kıymetli olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

yilmazparlar@yahoo.com

Visit to the Borjgalo Ethnographic Museum in Batumi

A Living Archive of Georgian Culture

The Borjgalo Ethnographic Museum, one of the most authentic and impressive cultural institutions in Georgia, stands not merely as a museum but as a vibrant cultural sanctuary that preserves and animates the history, traditions, and craftsmanship of the Georgian people. With its rich wooden sculptures, ethnographic installations, and masterfully crafted cultural displays, Borjgalo serves as a remarkable center safeguarding the cultural memory of the region.

Visit Conducted as Part of the Batumi Trip

As part of my visit to Batumi, and thanks to the valuable guidance and coordination of Cultural Advisor and Coordinator Meri Diasamidze, we toured the renowned Borjgalo Ethnographic Museum, one of Adjara’s significant cultural landmarks.

Museum officials provided detailed information about the institution’s purpose, cultural mission, and the internationally recognized master artist Kemal Turmanidze.

Kemal Turmanidze: The Master Who Gives Soul to Wood

Born in the village of Namonastrevi in the Keda district of Adjara, Kemal Turmanidze began drawing and crafting wooden toys as a child. Today, he is recognized as one of Georgia’s most prominent master woodcarvers.

Hundreds of his works form the core of the Borjgalo Ethnographic Museum, established in 2016.
Some of his pieces are exhibited at the Adjara State Museum, while his finest works have been showcased internationally.

The Cultural Importance of the Museum

The Borjgalo Ethnographic Museum offers visitors a journey through time with its thematic spaces reflecting the natural rhythm of Georgian life, hand-crafted wooden figures, and ethnographic scenes. The museum attracts not only visitors from Georgia but also researchers, artists, and tourists from around the world, playing a key role in promoting the region’s cultural heritage.

This unique museum in Adjara stands as both a guardian of local traditions and an educational gateway for international visitors seeking to understand Georgian culture.
The visit provided profound insight into Georgia’s cultural heritage and reaffirmed the significance of master artist Kemal Turmanidze’s contributions to the region.

yilmazparlar@yahoo.com



#BorjgaloMüzesi, #Batum, #GürcistanKültürü, #Acara, #EtnografyaMüzesi, #KemalTurmanidze, #MeriDiasamidze, #KültürelMiras, #AhşapOymacılığı, #GürcüGelenekleri, #KültürTuru, #BatumKültür, #MüzeZiyareti, #GürcistanGezisi,

#BorjgaloMuseum, #Batumi, #GeorgianCulture, #Adjara, #EthnographicMuseum, #KemalTurmanidze, #MeriDiasamidze, #CulturalHeritage, #GeorgiaTravel, #WoodCarvingArt, #GeorgianTraditions, #CulturalTourism, #BatumiCulture, #MuseumVisit,


6 Şubat 2026 Cuma

EMİTT 2026'da Küba'nın Büyüleyici Cazibesi-Yılmaz Parlar

  

EMİTT 2026'da Küba'nın Büyüleyici Cazibesi ve Midyat'ın Tarihi Dokusu Seyahat Dünyasına Tanıtıldı

İstanbul Fuar Merkezi'nde 5-7 Şubat 2026 tarihlerinde düzenlenen EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, dünyanın dört bir yanından öne çıkan destinasyonları ağırladı. Fuarda, Küba'nın turizm potansiyeli ve Midyat'ın tarihi zenginliği dikkat çekti.

Küba, Kültür, Doğa ve Kolay Seyahatin Buluştuğu Cazibe

EMITT 2026'nın resmi katılımcılarından Küba, fuarda stratejik bir varlık gösterdi. Küba Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Raul Ernesto Madrigal Cardenas'ın katılımıyla düzenlenen standda, Küba Turizm Müşaviri Yanet Mora Ferguson, destinasyonun ayrıntılı bir sunumunu yaptı.

Mora Ferguson, "Küba, Karayipler'in en özgün ve popüler destinasyonlarından biridir. Tarih, cennet plajlar ve canlı kültürün karşı konulmaz birlikteliğini sunmaktadır" dedi. Sunumda Havana'nın kolonyal mimarisi, klasik arabaları ve müziği ile Türkiye bağlantısına (Atatürk anıtı ve İznik Vakfı duvar resmi) dikkat çekilirken; Varadero, Trinidad, Cienfuegos ve Santiago de Cuba gibi şehirlerin benzersiz özellikleri anlatıldı.

Küba standında, ziyaretçilere seyahati kolaylaştıran yenilikler de tanıtıldı:

Tamamen elektronik vize süreci (e-VisaCuba)

Alışveriş ve yakıt için "Tropical" kredi kartı

Ülkeye gitmeden alınabilen Cubaceltur SIM kartı hizmeti

Fuar, Küba'nın Avrupa, Asya ve Orta Doğu'daki seyahat acenteleri, DMC'ler ve tur operatörleriyle bağlantı kurmasına olanak sağladı. Çevre dostu girişimler ve özgün deneyimlerin öne çıkarıldığı görüşmelerde, başta Türkiye olmak üzere Balkan ülkelerindeki tur operatörleriyle ön anlaşmalar sağlandı.

Midyat, Taş Evler, Dar Sokaklar ve Kültürel Mirasın İzinde

Fuarın bir diğer öne çıkan katılımcısı ise Midyat Belediyesi oldu. Başkan Veysi Şahin'in öncülüğünde hazırlanan standda, ilçenin tarihi ve kültürel zenginliği vurgulandı.

Midyat'ın geleneksel taş evleri, dar sokakları ve zanaatkarlık geleneği fuar katılımcılarına aktarıldı. Belediyenin, tarihi dokuyu korumak için yürüttüğü restorasyon projeleri ve kentsel düzenleme çalışmalarına değinildi. Tarihi evlerin atölyelere dönüştürülerek kültürel mirasın yaşatıldığı bilgisi paylaşıldı.

Midyat Belediyesi'nin düzenlediği konser, sergi, festival gibi kültür-sanat etkinliklerinin yanı sıra, sosyal sorumluluk projeleri, çevre dostu girişimleri ve sürdürülebilir kalkınma çalışmaları da tanıtıldı. Bu çabaların, Midyat'ı Türkiye'nin önemli bir kültür merkezi haline getirdiğinin altı çizildi.

EMITT 2026, Küba'nın renkli ve hareketli dünyası ile Midyat'ın kadim ve sakin atmosferini seyahat profesyonelleri ve meraklılarıyla buluşturarak, iki benzersiz destinasyonun tanıtımına ev sahipliği yaptı.

yilmazparlar@yahoo.com

3 Şubat 2026 Salı

Zafer Partisi’ne Yıpratma Operasyonu Çöktü-Yılmaz Parlar

  

Zafer Partisi'nden Etik Siyaset Dersi

Zafer Partisi Artık Kilit Bir Partidir- Bu Tip Saldırılar Artacaktır Yıpratma Operasyonu Çöktü

Zafer Partisi’ne Kurulan Tuzak Boşa Düştü

 Özdağ'ın Liderliğinde Kurumsal Disiplin Öne Çıktı

Ümit Özdağ'ın Ölçülü ve İlke Odaklı Tavrı Siyasete Nefes Aldırdı

Zafer Partisi, parti içindeki son gelişmelere ilişkin duyurduğu resmî açıklamayla hem siyasette kurumsal disiplinin hem de etik yönetim anlayışının örnek bir uygulamasını sergiledi.

Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın kararlı, şeffaf ve ilkeli duruşu, Türk siyasi tarihinde ender görülen bir liderlik örneği olarak yorumlandı.

Zafer Partisi Artık “Hedefte Olan” Bir Kilit Partidir

Yaşanan olay, partinin artık Türkiye siyasetinde belirleyici bir konuma geldiğinin açık göstergesidir. Yükselen her siyasi hareket, özellikle de toplumda karşılık bulan milliyetçi-muhafazakâr bir çizgi, benzer operasyonlara maruz kalır.

 “Partinin yolu açıldıkça, yıpratma girişimleri artacak; içeriden ve dışarıdan farklı yöntemlerle denemeler yapılacaktır.”

Ancak, Parti bünyesinde; Güçlü bir etik kurulu, Teşkilatlar için net bir davranış çerçevesi, İtibar yönetimi ve kriz kontrol protokolü, Parti içi görev tanımları keskin sınırlarla belirlendiği muhakkakdır.

 Bundan sonraki süreçte de benzer girişimler etkisiz kalacağı aşikardır.

"Kişilere Değil, Kurallara Bağlı" Yönetim Anlayışı

Parti yönetimi, ilgili görev değişikliğini duyururken süreci hiçbir şekilde kişisel tartışmalara indirgemeden, tamamen kurumsal çerçevede ele aldı.

Bu yaklaşım, siyasette sık rastlanmayan bir olgunluk ve ciddiyet örneği olarak öne çıktı. Özdağ'ın hiçbir spekülasyona girmeden, hiçbir kişiyi hedef almadan, yalnızca parti ilkeleri ve etik standartlar temelinde hareket etmesi, kamuoyundaki "temiz siyaset" arayışına cevap verdi.

Sosyal Medyada Etik İhlal Uyarısı ve Önemi

Parti içi düzenlemeyle ilgili süreçte, Hasan Öztürk'ün sosyal medya paylaşımlarının incelenmesi ve etik açıdan uygun bulunmayan davranışların tespit edilmesi, Zafer Partisi'nin bu konudaki titizliğini gösterdi.

Bu inceleme, partinin "gölge şüpheye dahi izin vermeyen" disiplin anlayışının bir parçası olarak kayda geçti. Konunun önemi, siyasette güven ve şeffaflığın her davranışta aranması gerektiği gerçeğini bir kez daha ortaya koydu.

Görevden alma kararı duygusal değil, etik ve disiplin gerekçelerine dayandırıldığı için hem hukuken hem kamu vicdanında güçlü bir zemine oturmuştur. Nesneldir, İlkeli ve tutarlıdır. Taraf olmayıp hakemlik görüşüyle alınmıştır.  

Bu tavır, kin gütmeyen, rövanş aramayan, siyasi kavgaya dönüştürmeyen, Parti disiplininden taviz vermeyen bir liderlik tarzının dışa yansımasıdır.

Güçlü liderlik ve Parti disiplinine verilen önemin göstergesidir.

Bu yüzden mesele, aslında bir kişisel sorun değil; partinin geldiği güçlü konuma yapılan taktik saldırı olarak değerlendirilmelidir.

Zafer Partisi Artık Kilit Bir Partidir

Bu Tip Saldırılar Artacaktır

Partinin hızlı yükselişi ve sahadaki etkisi, bazı çevrelerin paniklemesine ve yıpratma girişimlerine yönelmesine sebep olacaktır.

Bu durum, aslında Zafer Partisi’nin geldiği stratejik konumun bir göstergesidir.

Bu tür operasyonlara karşı Partinin kurumsal bağışıklık sistemi güçlüdür. Bu tip saldırılara karşı dayanıklılık testini başarıyla geçtiğini göstermesidir.

Türk siyasi tarihinde benzer örnekler çoktur. Ne zaman bir parti hızla yükselse, çeşitli aktörler aynı yöntemlere başvurmuşlardır. Şahıs üzerinden saldırı, İftirayla algı operasyonları, Parti içinden bir kişiyi kullanma denemeleri, Sosyal medya manipülasyonları…

Bugün yaşananlar da; Partinin yükseliş hızından rahatsız olan odakların, Güçlü liderliğin etrafındaki bağı kırmak isteyen çevrelerin, Siyasi ağırlığı dağıtmayı hedefleyen girişimlerin çok daha artacağının işaretidir

Analistler ve Kamuoyundan Övgü Yağdı

Siyasi analistler, Özdağ'ın tutumunu "Türkiye'de uzun süredir özlenen devlet terbiyesi ve siyasi ahlakın somut temsili" olarak nitelendirirken, sosyal medya kullanıcıları ve yorumcular da bu kararlı tavrı "kurumsal olgunluk" olarak değerlendirdi.

Özdağ'ın dürüstlük, şeffaflık, toplumsal sorumluluk bilinci ve lidere yakışır kararlılığı en çok vurgulanan özellikleri oldu.

“Temiz Siyaset” Çizgisinin Mimarı

Ümit Özdağ’ın kriz anlarını sakin, ölçülü ve devlet ciddiyetiyle yönetmesi; birçok uzman tarafından “liderlik vasfının doğal sonucu” olarak değerlendirildi.

Bir siyaset bilimci, Özdağ’ın tutumunu şu sözlerle özetledi:

“Türkiye’de siyasetin sertleştiği, üslubun bozulduğu bir dönemde; Ümit Özdağ’ın vakur, ahlakî ve kurumsal duruşu topluma nefes aldırmıştır. Siyasette asıl güç, gürültülü çıkışlarda değil, prensiplere sadık kalmaktır.”

Siyasette Kalite ve Ciddiyet Arayanların Adresi

Zafer Partisi’nin açıklaması ve Ümit Özdağ’ın tavrı, Türkiye’de siyaset standartlarının yükselmesi adına önemli bir örnek teşkil ediyor.

Zafer Partisi'nin bu kararı ve Ümit Özdağ'ın liderlik tavrı, Türkiye'de siyaset standartlarının yükselmesi adına önemli bir örnek teşkil ediyor.

Verilen mesaj net, Bu karar, hem parti içinde hem kamuoyunda: "Zafer Partisi'nde makamlar kişilere göre değil; ilkeler, etik normlar ve kurumsal disiplin doğrultusunda yürütülür."

Lider Partiyi Bu Tür Sarsıntılardan Güçlenerek Çıkarıyor

Bu yaklaşım, gelecek süreçte hem seçmen nezdinde hem parti teşkilatları arasında güven artırıcı bir etki yaratacaktır.

Yıpratma girişimleri, partinin artık geri dönülmez biçimde ülke siyasetinin merkezinde olduğunu göstermektedir.

Bu süreçten; Türk milletine karşı yürütülen  büyük ve temiz mücadelede başarılar katlanarak artacağına olan halk inancı en yüksek seviyededir.

Parti içi disiplin, siyasal kurumsallığın omurgasıdır.

Demokratik geleneğin en temel ilkesi; görev, yetki ve sorumluluk üçlüsünün şeffaf, denetlenebilir ve etik kurallar çerçevesinde işletilmesidir.

Bu bağlamda, Zafer Partisi yönetim organlarının yakın dönemde ortaya çıkan meseleye dair aldığı karar, yalnızca bireysel davranışlara verilen bir yanıt değil; kurumsallığın ve hukuki meşruiyetin korunmasına yönelik zorunlu bir işlemdir.

Duayen hukukçuların da altını çizdiği gibi, politik yapılarda görev bireye değil, makama aittir.

Makamın itibarı ise kişisel beyanlar veya keyfi tasarruflarla değil, partinin etik kodları, iç tüzüğü ve siyasi ahlak normlarıyla güvence altına alınır.

Bu çerçevede gerçekleştirilen görevden alma tasarrufu, siyasetin kişiselleştirilmesine değil, kuralların üstünlüğüne dayanmaktadır.

Kamuoyuna yansıyan iddialar; partinin kurumsal kültürüyle bağdaşmayan, toplumsal hassasiyetleri zorlayan ve siyasal etikle çelişme ihtimali bulunan söylem ve davranışlara ilişkindir.

Bu iddiaların mahiyeti, bir hukuk devletinde olması gerektiği üzere, yargısal makamların takdirindedir. Ancak, yargının hükmü beklenmeksizin alınan idari tedbir, parti yönetiminin ‘şüphe gölgesinin dahi kurumsal yapıya sirayet etmesine izin vermeme’ yönündeki hassasiyetinin göstergesidir.

Bu süreçte özellikle vurgulanması gereken nokta şudur:
Zafer Partisi’nin aldığı karar, şahıslar üzerinden yürüyen bir polemik değil, ilke ve değerler üzerinden inşa edilen bir kurumsal temizlik hareketidir.

Üslupta sakin ve olgun, Yaklaşımda hukuki ve kurumsalGündem yönetiminde ise stratejik bir çizgi izlenmiştir.

Siyaset bilimi literatürüne göre, kurumların gücü; krizleri ne kadar gürültü çıkararak değil, ne kadar vakur biçimde yönettiğiyle ölçülür. Bu nedenle partinin aldığı tedbir, yalnızca bir disiplin işlemi değil, aynı zamanda siyasi etik açısından bir kamu güveni beyanı niteliği taşımaktadır.

Zafer Partisi’nin disiplin kararının hem hukuki zemini sağlamdır hem de etik olarak gereklidir.

Tartışmaların polemik zeminine çekilmesine izin verilmeden, konu kurumsal sorumluluk çerçevesinde ele alınmış ve parti geleceğinin daha güçlü bir zemine taşınması için gerekli olan ‘siyasal hijyen’ sağlanmıştır.

yilmazparlar@yahoo.com

12 Ocak 2026 Pazartesi

Asi-Der, 7000 Yıllık Geleneğe Yakışır Buluşma-Yılmaz Parlar

 

Asi-Der’den 7000 Yıllık Geleneğe Yakışır Yeni Yıl Buluşması: Umut, Dayanışma ve Kültür Aynı Sofrada

Kadim Antakya’nın Ruhu Yaşatıldı

Asi-Der Derneği, Geleneksel Yeni Yıl Buluşması “Ras es-Seni (Kuzelle)” etkinliğini 10 Ocak 2025 Cumartesi akşamı La Quinta by Wyndham Otel’de görkemli bir organizasyonla gerçekleştirdi.

Sıcak bir atmosferde geçen buluşmada, ASİ-DER üyeleri, iş insanları ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi.

Gecede; yemeğin, müziğin, eğlencenin, hüznün ve binlerce yıllık söylencelerin aynı sofrada buluştuğu anlamlı bir dayanışma atmosferi yaşandı.

Kadim Antakya’nın 7000 yıllık kültürel mirası, Süleyman Can Aslanyürek Orkestrası’nın eşsiz performansıyla yeniden hayat buldu.

Etkinlikte ayrıca 2025 yılı içerisinde üstün hizmet gösteren kişi ve kurumlara plaket takdim edilerek emek ve fedakârlık onurlandırıldı.

Tevfik Usluoğlu’ndan Birlik ve Umut Vurgusu

Asi-Der Derneği Başkanı Tevfik Usluoğlu, açılış konuşmasında salonda bulunan davetlileri sevgi ve saygıyla selamlayarak şu mesajı verdi:

“Bu yıla mirasımıza duyduğumuz şükran ve fark yaratma konusundaki yenilenmiş kararlılığımızla giriyoruz,”

“Bu gecede yalnızca bir yıl değişimini değil; umudu, dayanışmayı ve insanlık erdemini birlikte taşıyoruz. Kültürümüzü, inancımızı, geleneklerimizi ve kardeşliğimizi yaşatmak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Arap’ıyla, Alevi’siyle, Sünni’siyle tüm halkların barış içinde yaşadığı bir dünya idealini büyütmeye devam edeceğiz.”

Hep birlikte daha güçlüyüz

Usluoğlu ayrıca derneğin özellikle deprem sonrası yürüttüğü destek çalışmalarına dikkat çekerek, toplumsal dayanışmanın sürekliliğinin önemini vurguladı. “Hedeflerimiz arasında dil ve eğitim programlarını genişletmek, öğrenciler için bursları artırmak ve toplumumuzun yaşlı ve dezavantajlı üyelerine yönelik desteği güçlendirmek yer alıyor.” Konuşması, salonda büyük alkış aldı.

Asi-Der, Yardımlaşan, Birleştiren ve Kültürü Yaşatan Güç

Asi-Der Derneği yalnızca bir kültür derneği değil; insanı merkeze alan, farklılıkları bir araya getiren ve toplumsal dayanışmayı büyüten güçlü bir sivil toplum yapısı olarak öne çıkıyor.

Almanya’daki örgütlenme çalışmalarıyla sesini daha geniş kitlelere duyuran dernek; kültürel mirası yaşatmanın yanı sıra, zor zamanlarda dayanışma ağları kurarak toplumun yanında olmaya devam ediyor.

Bu anlamlı gece, Asi-Der’in birleştirici ruhunun ve Tevfik Usluoğlu’nun vizyoner liderliğinin güçlü bir yansıması oldu.

Geleceğe Taşınan Umut

Etkinlik, katılımcıların müzik eşliğinde coşkuyla kutlaması, dostlukların pekişmesi ve ortak değerlerin paylaşılmasıyla sona erdi.

2026 Vizyonunu Belirledi

Asi-Der ailesi, önümüzdeki yıllarda da kültürü yaşatan, toplumu buluşturan ve umudu büyüten etkinliklerle yoluna kararlılıkla devam edeceğini ilan etti.

yilmazparlar@yahoo.com

9 Ocak 2026 Cuma

8. Yılında Kadın Girişimciliğinin Yıldızları Belirlendi-Yılmaz Parlar

  

Kadın Girişimciliğine Güçlü Destek

Sekiz yıldır aralıksız düzenlenen zirve, kadın girişimciliğinin görünürlüğünü artırırken, kültürel mirasın ekonomik ve toplumsal kalkınmadaki rolüne de dikkat çekti. Etkinlik, kadınların liderlik, üretim ve sürdürülebilirlik alanlarında üstlendiği öncü rolü bir kez daha gözler önüne serdi.

Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği (YAPDER) tarafından bu yıl 8’incisi düzenlenen Kadın Girişimcileri Destekleme Zirvesi ve Ödül Töreni, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanından kadın girişimcileri bir araya getiren zirve, deneyim paylaşımı ve ilham verici başarı hikâyelerine sahne oldu.

Kültürel Miras temasıyla düzenlenen zirve ve ödül töreni, 8 Ocak 2026 Perşembe günü İstanbul Taksim Elite World Hotel’de yapıldı. Zirve kapsamında 520 başvuru arasından seçilen 25 kadın girişimci ve kurum ödüle layık görüldü.

Celal Toprak, “Artık Kadınların Devri Olsun”

Zirvenin açılış konuşmasını yapan YAPDER Başkanı Celal Toprak, kadınların yönetimde ve girişimcilikte daha fazla söz sahibi olması gerektiğini vurguladı.

Toprak konuşmasında,
“Kadın Girişimcileri Destekleme Zirvesi’ni düzenlemeye karar verdiğimizde kendimize bir söz verdik: Artık kadınların devri olsun. Kadınlar yönetsin dünyayı.

Erkeklerin yönettiği dünyanın geldiği noktayı hepimiz görüyoruz. Bu anlayışla sekiz yıldır kadın hareketine destek vermekten büyük gurur duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

Senur Akın Biçer, “Kültürel Miras Geleceği İnşa Etmektir”

Zirve Başkanı ve Arnica Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer ise kadın girişimcilik ekosisteminin her geçen yıl daha da güçlendiğine dikkat çekti.

Biçer, bu yılın ana teması olan Kültürel Miras’a ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Kültürel miras sadece geçmişin değil, geleceğin de yapı taşıdır. Yerel değerleri, üretim kültürünü ve tarihsel hafızamızı iş modellerimize yansıttığımız ölçüde sürdürülebilir başarı elde edebiliriz.

Kadın girişimcilerin bu değerleri ekonomik ve toplumsal alana taşıması büyük bir fark yaratıyor. Bugün attığımız her adım, geleceğin kültürel mirasını da oluşturuyor.”

Kadın Hareketinin Yıldızları Ödüllerini Aldı

Zirve kapsamında düzenlenen ödül programında, alanlarında uzman 100 kişilik jüri tarafından yapılan değerlendirme sonucunda 25 isim ve kurum ödül almaya hak kazandı.

Ödül Alan İsimler ve Kategorileri Şöyle;

Sultan Tepe – Kadın Gazeteciler Özel Ödülü

Fatma Aydoğdu – Kadın Gazeteciler Özel Ödülü

Ayşe Arman – Jüri Özel Ödülü

Nazan Eke – Liderlik

Emine Yılmaz – Bilime Katkı

Gaye Amus – Çevreye Katkı

Ayça Öksüz – Kadın Hareketine Katkı

Aslı Tanuğur Samancı – Farkındalık Yaratma

Dilek Öztiryakı – Gastronomide Başarı

Hilal Erben – Kırsalda Başarı

Aylin Şen – Markalaşmada Öncü

Berin Kileci – Üretkenlik

Esra Üzel Yüncüler – Sosyal Girişimcilik

Işılay Reis Yorgun – Tarımda Başarı

Seçil Yurtseven – Sürdürülebilirliğe Katkı

Sinem Yılmaz – Topluma Katkı Sağlama

Gülnur Uluğ – Banu Arıduru Gastronomi Özel Ödülü

Meryem Betül Özkardeş – Yaratıcılık

Ebru Şener – Yurt Dışında Ülkemize Değer Katma

Fatma Dilek Tecirli – Rol Model Olma

Özgen Kart – Teknolojide Başarı

Sena Oğuz – Yönetime Katılım

Dr. Öykü Korkmaz – Sivil Topluma Katkı

Ayla Taşçıoğlu – Yenilikçi

ZÜCDER Gençlik Komitesi – Sivil Toplum Hareketi

yilmazparlar@yahoo.com

6 Ocak 2026 Salı

UTİKAD 2025’i Değerlendirdi-Yılmaz Parlar

  

UTİKAD 2025’i Değerlendirdi, 2026 İçin Yol Haritasını Açıkladı

UTİKAD, Lojistik Artık Sadece Taşımacılık Değil, Türkiye’nin Stratejik Gücüdür

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD), lojistik sektörünün 2025 yılına ilişkin kapsamlı değerlendirmesini ve 2026 yılı beklentilerini, 6 Ocak 2026 Salı günü Radisson Blu Hotel Şişli’de düzenlenen basın toplantısında kamuoyuyla paylaştı.

Toplantıda konuşan UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Bilgehan Engin, lojistik sektörünün artık yalnızca taşımacılık faaliyetlerinden ibaret olmadığını vurgulayarak, “Lojistik; üretimin, ticaretin ve ekonominin sürekliliğini sağlayan stratejik bir yapı haline gelmiştir” dedi.

2025, 12 Ayda 50 Aylık Gelişmenin Yaşandığı Bir Yıl Oldu

2025 yılını “özel ama zorlu” bir yıl olarak tanımlayan Engin, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gerilimler, Kızıldeniz krizi, navlun dalgalanmaları ve tedarik zinciri kırılmalarının lojistik sektörünü derinden etkilediğini ifade etti.

“Geride bıraktığımız yıl, lojistik açısından adeta hızlandırılmış bir film gibiydi. Riskler kadar fırsatları da içinde barındıran bir dönem yaşadık.”

Deniz Taşımacılığında Yeni Normal,  Belirsizlik ve Dalgalanma

Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin üçüncü yılına girdiğine dikkat çeken Engin, bu durumun deniz taşımacılığında kalıcı etkiler yarattığını belirtti. Alternatif rotaların uzayan transit süreleri ve artan sigorta maliyetleri nedeniyle maliyet baskısının yükseldiğini vurguladı.

Navlun piyasasında ani yükselişler ve sert düşüşlerin 2025’in karakteristik özelliği olduğunu ifade eden Engin, uzun vadeli kontratların zayıfladığını, spot piyasanın öne çıktığını ve öngörülebilirliğin ciddi şekilde azaldığını söyledi.

E-Ticaret ve Hava Kargo Rekor Kırdı

2025 yılında e-ticaret kaynaklı yük hacminde rekor artış yaşandığını belirten Engin, Türkiye’de e-ticaret hacminin 6 milyar adet sevkiyata, sektörde faaliyet gösteren işletme sayısının ise 600 binin üzerine çıktığını açıkladı.

Kadın istihdamına da dikkat çeken Engin, e-ticaret sektöründe çalışanların yaklaşık yüzde 60’ının kadınlardan oluştuğunu vurguladı.

E-ticaretin etkisiyle hava kargonun stratejik bir taşıma moduna dönüştüğünü belirten Engin, 2026 yılında da bu güçlü konumun korunacağını öngördüklerini söyledi.

Yeşil Lojistik Artık Tercih Değil, Zorunluluk

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (CBAM) 2025 itibarıyla sahaya indiğini belirten Engin, sürdürülebilirliğin artık rekabetin ön koşulu haline geldiğini ifade etti.

“Karbon performansı artık yalnızca çevresel değil, ticari bir kriterdir. Pazara erişim, sözleşme koşulları ve maliyet yapıları doğrudan etkilenmektedir.”

Orta Koridor’un Kalbi Türkiye

Türkiye’nin Orta Koridor’daki stratejik rolüne dikkat çeken Engin, Türkiye’nin Orta Asya ve Türk Cumhuriyetleri ile ticaret hacminin 11 milyar dolara ulaştığını hatırlattı.

Altyapı yatırımları, gümrük mevzuatının sadeleştirilmesi ve demir yolu entegrasyonunun güçlendirilmesi halinde bu rakamın çok daha yukarı taşınabileceğini belirtti.

Demir Yolu ve Liman Entegrasyonu Vurgusu

UTİKAD Başkanı, limanların kara ve demir yolu entegrasyonunun güçlendirilmesinin maliyet avantajı ve verimlilik açısından kritik olduğunu vurguladı. Kombine taşımacılığın Türkiye’nin coğrafi avantajlarını en etkin şekilde kullanmanın anahtarı olduğunu ifade etti.

Nitelikli İnsan Kaynağı En Kritik Başlık

2026 gündeminde insan kaynağının özel bir yer tuttuğunu belirten Engin, sürücü açığı, gümrük personeli ihtiyacı ve dijital yetkinliklerin artırılması konularının sektörün geleceği açısından belirleyici olacağını söyledi.

UTİKAD’ın kadın istihdamı, üniversite iş birlikleri, staj ve mentorluk programları ile sektöre nitelikli iş gücü kazandırmaya devam edeceğini ifade etti.

UTİKAD 40. Yılını 2026’da Kutlayacak

2026 yılının UTİKAD için özel bir yıl olduğuna dikkat çeken Engin, derneğin 40. kuruluş yılını kutlayacağını açıkladı. Bu kapsamda yıl boyunca çeşitli etkinlikler, projeler ve sektörel çalışmaların hayata geçirileceğini duyurdu.

2026 Meydan Okumalarla Birlikte Fırsatlar Yılı Olacak

Konuşmasını değerlendirme ve öngörülerle tamamlayan Engin, lojistik sektörünün pandemi sonrası kazandığı direnç sayesinde 2026’daki zorlukları avantaja çevirebilecek güçte olduğunu belirtti.

“Teknoloji, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve mevzuat uyumu ile Türkiye lojistik sektörü, ekonomiye katma değer üretmeye devam edecektir.”

yilmazparlar@yahoo.com

5 Ocak 2026 Pazartesi

Zafer Partisi 2026’ya İstanbul’dan Başladı -Yılmaz Parlar

  

İstanbul’dan Dünyaya Mesaj

Zafer Partisi 2026’ya İstanbul’dan Başladı Siyasetin Kalbi Yeniden Atıyor

Türkiye’nin kaderini belirleyen şehirde başlatılan bu hamle, yalnızca bir parti programı değil; İstanbul’un stratejik siyaset merkezi rolünün altını çizen güçlü bir siyasi mesaj olarak kayda geçti.

Bu açıklamalar, Ümit Özdağ’ın yalnızca iç politikada değil, küresel gelişmelerde de pozisyon alan, halkın ekonomik sorunlarını merkeze koyan, İstanbul’u stratejik bir siyaset üssü olarak gören çok yönlü bir lider profili çizdiğini gösteriyor.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Üsküdar İlçe Başkanlığı açılışının ardından yaptığı açıklamada, partinin 2026 çalışma yılını İstanbul’dan başlattığını ilan etti.

Özdağ, Genel Merkez kadrolarının önümüzdeki bir ay boyunca 39 ilçeyi kapsayan yoğun bir saha çalışması yürüteceğini belirtti.

İstanbul’da Yapılan Siyaset, Türkiye’yi Şekillendirir

10 milyona yaklaşan seçmen gücü ve tüm Türkiye’ye etki eden temsil kapasitesiyle İstanbul, Türkiye siyasetinin ana eksenini oluşturuyor.
Özdağ, İstanbul’un yalnızca ekonomik değil; sosyal, kültürel ve siyasi olarak da ülkenin yönünü tayin ettiğini vurguladı. “İstanbul’da siyaset yapmak, Türkiye’nin geleceğine yön vermektir” diyen Özdağ, Zafer Partisi’nin bu nedenle İstanbul çalışmalarına özel önem verdiğini ifade etti.

Halkın Gerçeğiyle Yüzleşen Lider

 Emeklinin Yanında Net TavırMaaş zamlarıyla derinleşen geçim krizi, siyasi tartışmaların değil, doğrudan halkın hayatının merkezinde yer alıyor.
SGK ve BAĞ-KUR emeklilerine yapılan yüzde 12,19’luk, memur emeklilerine verilen yüzde 18,61’lik zammı sert sözlerle eleştiren Özdağ, ortaya çıkan tablonun “sefaletin dokuzuncu yılı” olduğunu söyledi.

Büyükşehirlerde emeklilerin geceleri kamu binalarına sığınmak zorunda kalmasını “utanç verici” olarak nitelendirdi.

Özdağ, “Bu maaşlar insanca yaşamaya yetmez. Emekli, dul ve yetim bunu hak etmiyor” diyerek, halkın yaşadığı gerçekliğin yanında duran lider profili sergiledi.

Dünya Gündemiyle Uyumlu Sert Çıkış

Maduro Olayı ve Orta Çağ Benzetmesi

Uluslararası hukukun çöküşüne işaret eden gelişmeler, Özdağ’ın gündeminde önemli bir yer tuttu.
ABD Başkanı Trump’ın Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro’ya yönelik tutumunu değerlendiren Özdağ, dünya basınında yer alan yorumlarla örtüşen bir çizgi izledi.

Özdağ, bu süreci “modern devletler sisteminin tasfiyesi” olarak nitelendirerek, 1648 Westfalya düzeninin fiilen yok sayıldığını ifade etti.

Maduro’nun dünya basını önünde teşhir edilmesini sert biçimde eleştiren Özdağ, bunun Orta Çağ uygulamalarını hatırlattığını söyledi. Bu çıkış, Özdağ’ın küresel gelişmeleri yakından izleyen, dünya görüşü olan bir lider profili çizdiğini ortaya koydu.

Hukuk Aykırılığa Alkış Tutup Hukuktan Bahsedemezsiniz

Avrupa Birliği’nin çifte standardı, Özdağ’ın eleştirilerinin hedefindeydi.
Maduro’nun yakalanmasını alkışlayan AB ülkelerinin, Grönland konusunda “hukuka aykırılık” vurgusu yapmasını trajikomik olarak değerlendiren Özdağ, Danimarka Başbakanı’na açık çağrıda bulundu.

İran Uyarısı, Türkiye Sınırı İçin Hayati Tehlike

Bölgesel krizlerin Türkiye’ye etkisi, Zafer Partisi’nin güvenlik perspektifinde kritik başlık olmaya devam ediyor.
İran’daki toplumsal huzursuzluğun iç savaşa evrilmesi ihtimaline dikkat çeken Özdağ, milyonlarca Afgan sığınmacının Türkiye sınırına yönelme riskine karşı hükümeti uyardı. “3-4 metrelik duvarlar yeterli olmaz” diyen Özdağ, caydırıcı önlemlerin derhal artırılması gerektiğini vurguladı.

PKK-YPG Gerçeği, Söylenenlerle Sahadaki Durum Aynı Değil

Suriye’deki gelişmeler, Özdağ’a göre Türkiye aleyhine ilerliyor.
YPG’nin taleplerinin açık olduğunu söyleyen Özdağ, örgütün silah bırakmaya niyeti olmadığını, üniter devlet yapısını reddettiğini belirtti. Cumhur İttifakı’nın kamuoyuna yaptığı açıklamalarla sahadaki gerçekler arasında ciddi bir çelişki olduğunu vurguladı.

İstanbul’da Bir Ay, Halkla Yüz Yüze, Sorunlarla Birebir

Uzun süre İstanbul’da sahaya inme kararı, klasik siyaset anlayışının dışına çıkan bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor.
Özdağ, pazar yerlerinden AVM’lere, STK’lardan kanaat önderlerine kadar geniş bir temas ağı kuracaklarını belirtti. İstanbul’un sorunlarını dinleyip çözüm önerilerini anlatacaklarını ifade etti.

Tertemiz Türkiye Projesi, Suçun Sıklet Merkezi İstanbul

Uyuşturucu, sanal kumar ve organize suçla mücadele, Zafer Partisi’nin temel iddialarından biri.
Özdağ, İstanbul’un bu suç türlerinde en ağır yükü taşıdığına dikkat çekerek, mücadelenin merkezinin de İstanbul olması gerektiğini söyledi. Mevcut operasyonları yetersiz bulan Özdağ, “Baronlara dokunmayan mücadele başarı getirmez” dedi.

yilmazparlar@yahoo.com